Eski Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleri Andrea Kendall-Taylor ve Richard Fontaine, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore'nin oluşturduğu ve “altüst olma ekseni” olarak adlandırdıkları grubun işbirliğini giderek derinleştirdiğini belirterek, Washington'ın aynı dönemde kendi ortaklarıyla ciddi sürtüşmeler yaşadığını savundu. Analistler, bu dört ülkenin ortak hedefler doğrultusunda hareket ederek ABD liderliğindeki uluslararası düzene meydan okuduğunu vurguluyor.
“Altüst olma ekseni” nedir?
Kendall-Taylor ve Fontaine, “altüst olma ekseni” kavramını, mevcut uluslararası sistemi sarsmak isteyen ve birbirleriyle artan bir stratejik uyum içinde olan Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore'yi tanımlamak için kullanıyor. Bu ülkelerin her biri farklı bölgesel önceliklere sahip olsa da, ortak bir şekilde Batı'nın etkisini dengelemeye ve kendi etki alanlarını genişletmeye çalıştıkları ifade ediliyor.
Analistlere göre, bu eksenin üyeleri arasındaki işbirliği son yıllarda somut adımlarla görünür hale geldi. Rusya ve Çin, başta enerji, teknoloji ve askeri alanlarda olmak üzere kapsamlı bir yakınlaşma yaşıyor. İran ve Kuzey Kore ise Rusya'nın Ukrayna'daki savaşında askeri destek sağlayarak bu ittifakın sahadaki yansımalarını gösteriyor. Kuzey Kore'nin Rusya'ya mühimmat ve füze desteği, İran'ın ise insansız hava araçları ve balistik füze teknolojisi transferi iddiaları, bu eksenin operasyonel bir boyut kazandığını ortaya koyuyor.
Kendall-Taylor ve Fontaine, bu ülkelerin birbirlerinin zayıf noktalarını telafi ederek ABD'nin yaptırımlarını ve diplomatik baskısını aşma kapasitesini artırdığını belirtiyor. Örneğin, Çin'in ekonomik gücü, Rusya'nın doğal kaynakları, İran'ın bölgesel milis ağları ve Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesi bir araya geldiğinde, Batı'nın bu ülkelere yönelik baskı araçlarının etkinliği azalabiliyor.
Washington'ın müttefikleriyle artan sürtüşmesi
Analistler, ABD'nin bu eksene karşı koymak için müttefikleriyle daha sıkı işbirliği yapması gerekirken, aynı dönemde kendi ortaklarıyla da çeşitli anlaşmazlıklar yaşadığına dikkat çekiyor. Washington'ın ticaret politikaları, savunma harcamaları konusundaki baskıları ve bazı diplomatik girişimleri, Avrupalı müttefikler başta olmak üzere birçok ülkeyle gerilim yaratabiliyor. Bu durum, ABD'nin “altüst olma ekseni”ne karşı birleşik bir cephe oluşturma çabalarını zorlaştırıyor.
Özellikle Avrupa'da, ABD'nin bazı politikalarına yönelik rahatsızlık artmış durumda. Ticaret savaşları, iklim değişikliği konusundaki tutum farklılıkları ve NATO içindeki yük paylaşımı tartışmaları, transatlantik ilişkilerde çatlaklar oluşturuyor. Analistler, bu tür sürtüşmelerin, otoriter eksenin işine yarayabileceğini ve Batı'nın kolektif tepkisini zayıflatabileceğini öne sürüyor.
Ancak, yazarlar ABD'nin müttefikleriyle yaşadığı sorunların “altüst olma ekseni”nin yükselişini tek başına açıklamadığını da kabul ediyor. Yine de, etkili bir karşı strateji için Washington'ın öncelikle kendi ortaklarıyla güven tesis etmesi ve ortak çıkarlar etrafında birleşmesi gerektiği vurgulanıyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore arasındaki işbirliğinin derinleşmesi, küresel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Bu dörtlü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde veto yetkilerini kullanarak Batı'nın yaptırım kararlarını engelleyebiliyor veya geciktirebiliyor. Ayrıca, ortak askeri tatbikatlar ve teknoloji paylaşımı, bölgesel güvenlik dinamiklerini değiştirebilir.
Asya-Pasifik'te Çin ve Kuzey Kore'nin yakınlaşması, Japonya ve Güney Kore için endişe kaynağı. Orta Doğu'da İran'ın Rusya ile askeri işbirliği, İsrail ve Körfez ülkelerinin güvenlik hesaplarını etkiliyor. Avrupa'da ise Rusya'nın İran ve Kuzey Kore'den aldığı destek, Ukrayna savaşının seyrini ve Batı'nın yaptırım rejiminin etkinliğini sorgulatıyor.
Öte yandan, bu eksenin kalıcılığı tartışmalı. Uzmanlar, üyeler arasında tarihsel güvensizlikler ve farklı öncelikler bulunduğunu, bu nedenle işbirliğinin sınırlı kalabileceğini belirtiyor. Yine de, mevcut eğilimler, Batı'nın bu ülkelere karşı daha koordineli ve tutarlı bir strateji geliştirmesi gerektiğini gösteriyor.
Kendall-Taylor ve Fontaine'in analizi, ABD'nin hem rakipleriyle hem de müttefikleriyle ilişkilerini yeniden dengelemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yazarlar, Washington'ın özellikle ekonomik ve teknolojik alanlarda ortaklarıyla işbirliğini güçlendirerek, “altüst olma ekseni”nin etkisini sınırlayabileceğini savunuyor. Aksi takdirde, bu eksenin daha da genişleyebileceği ve uluslararası düzeni dönüştürebileceği uyarısında bulunuyorlar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore'nin oluşturduğu “altüst olma ekseni”nin doğrudan bir parçası olmasa da, bu dinamiklerden önemli ölçüde etkileniyor. Türkiye, Batı ittifakı içinde kalırken Rusya ve İran ile de karmaşık ilişkiler yürütüyor. Eksenin derinleşmesi, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir; özellikle enerji ve savunma alanında Rusya'ya bağımlılığı, Batı ile ilişkilerinde hassas bir denge oluşturuyor. ABD'nin müttefikleriyle yaşadığı sürtüşmeler, Türkiye'nin Batı içindeki konumunu yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, İran ve Rusya'nın askeri işbirliği, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını etkiliyor. Türkiye'nin, bu eksenin yükselişine karşı Batı ile eşgüdüm içinde hareket etmesi, ancak kendi ulusal çıkarlarını da gözetmesi gerekiyor.