ABD, NATO müttefiklerine açık bir mesaj gönderdi: Eğer Başkan Donald Trump'tan ticari ve siyasi ayrıcalıklar elde etmek istiyorsanız, savunma harcamalarınızı gayrisafi yurt içi hasılanızın (GSYH) en az yüzde 2'sine çıkarmalısınız. Bu talep, Washington'un ittifak içindeki yük paylaşımı konusundaki ısrarını bir kez daha ortaya koyarken, özellikle savunma bütçelerini artırmakta zorlanan Avrupalı müttefikler için yeni bir baskı anlamına geliyor. Trump yönetimi, NATO ülkelerinin savunmaya ayırdıkları payı artırmaları halinde bu ülkelere ticaret müzakerelerinde kolaylık sağlanabileceğini ve savunma sanayi iş birliklerinin derinleştirilebileceğini ima ediyor.
Yük paylaşımı tartışmaları yeniden alevleniyor
NATO'nun 2014 Galler Zirvesi'nde alınan karar uyarınca tüm müttefiklerin 2024 yılına kadar savunma harcamalarını GSYH'lerinin yüzde 2'sine çıkarmaları hedeflenmişti. Ancak birçok üye ülke bu hedefe ulaşamadı. Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi büyük ekonomiler hâlâ yüzde 2'nin altında harcama yapıyor. ABD ise GSYH'sinin yaklaşık yüzde 3,4'ünü savunmaya ayırarak ittifak içinde en büyük yükü taşıyor. Trump, göreve geldiği ilk günden beri Avrupalı müttefikleri 'bedavacılıkla' suçluyor ve savunma harcamalarını artırmaları için sürekli baskı yapıyor. Son açıklamalar, bu baskının yeni bir boyut kazandığını gösteriyor: Artık sadece bir yükümlülük değil, aynı zamanda ABD'den alınacak iyilikler için bir pazarlık kozu haline geliyor.
Uzmanlara göre ABD'nin bu tutumu, ittifak içinde uzun vadeli güven sorunlarına yol açabilir. NATO'nun kolektif savunma ilkesi, üyeler arasında karşılıklı güven ve dayanışmaya dayanıyor. Ancak savunma harcamalarının doğrudan ticari ayrıcalıklarla ilişkilendirilmesi, ittifakın askeri değil, ticari bir pazarlık masasına dönüşmesine neden olabilir. ABD'li yetkililer ise bu eleştirilere, 'Adil yük paylaşımı olmadan ittifak sürdürülemez' yanıtını veriyor.
Karadağ'ın AB bütçesi hedefi
Aynı haber bülteninde dikkat çeken bir diğer gelişme ise Karadağ ile ilgili. Küçük Balkan ülkesi, Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemini kapsayacak yedi yıllık bütçesinden pay alabilmek için müzakerelerini hızlandırdı. Karadağ, 2012'de başladığı üyelik müzakerelerinde önemli ilerleme kaydetmiş olsa da hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele ve medya özgürlüğü gibi alanlarda hâlâ ciddi reformlara ihtiyaç duyuyor. AB'nin yeni bütçe döneminde, aday ülkelere ayrılan fonların artırılması bekleniyor. Karadağ, bu fonlardan yararlanabilmek için gerekli reformları tamamlamaya çalışıyor.
Uzmanlar, Karadağ'ın AB üyelik sürecinin jeopolitik açıdan da önemli olduğunu vurguluyor. Rusya'nın Balkanlar'daki etkisini artırmaya çalıştığı bir dönemde, Karadağ'ın Batı ittifakına entegrasyonu stratejik bir öneme sahip. Ancak Podgorica yönetimi, iç siyasi krizler ve reformlardaki yavaşlık nedeniyle eleştirilerin hedefinde.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin NATO müttefiklerine yönelik savunma harcaması baskısı, Avrupa güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor. Özellikle Ukrayna savaşının ardından Avrupalı ülkeler savunma bütçelerini artırma konusunda daha istekli hale geldi. Ancak ABD'nin talepleri karşısında Avrupa'nın ne kadar ileri gidebileceği tartışmalı. Bazı Avrupalı liderler, Trump'ın 'iyilik' vaadinin aslında bir tehdit olduğunu düşünüyor: Savunma harcamalarını artırmazsanız, ABD sizi korumayabilir. Bu durum, NATO'nun 5. maddesi (ortak savunma) ilkesinin sorgulanmasına yol açabilir. Öte yandan, Karadağ'ın AB bütçesinden pay alma çabası, Batı'nın Balkanlar'daki genişleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. AB, bölgede Rus ve Çin etkisini dengelemek için aday ülkelere daha fazla mali destek sağlamayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin savunma harcamaları konusundaki baskısı, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, NATO içinde savunma harcamaları GSYH'sinin yüzde 2'sinin üzerinde olan birkaç ülkeden biri. Ancak ABD'nin 'iyilik' pazarlığı, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi nedeniyle yaşadığı F-35 krizini ve CAATSA yaptırımlarını akla getiriyor. Ankara, savunma harcamalarını artırmış olmasına rağmen Washington'dan istediği tavizleri alamıyor. Bu durum, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Ayrıca ABD'nin müttefiklerine yönelik bu tür koşullu yaklaşımı, Türkiye'nin savunma sanayinde yerli ve milli üretim hamlelerini hızlandırmasını gerektiriyor. Karadağ'ın AB bütçesinden pay alma çabası ise Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından bir örnek teşkil ediyor: Reformlar karşılığında mali destek modeli, Türkiye için de uygulanabilir bir seçenek olabilir.