Amerika Birleşik Devletleri'nde antisemitizm ve ırkçılık salgını endişe verici bir şekilde yayılıyor. Siyahi ve Yahudi Amerikalılar, artan nefret suçlarına karşı birleşme çağrısı yaparken, Demokrat Parti'nin tüm azınlık topluluklarını profil oluşturma, günah keçisi ilan etme ve ayrımcılığa karşı koruması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, bu iki grubun tarihsel olarak benzer baskılara maruz kaldığını ve ortak tehditlere karşı dayanışma içinde olmalarının önemini belirtiyor.
Yükselen nefret: Rakamlar ne söylüyor?
Anti-Defamation League (ADL) verilerine göre, 2023 yılında ABD'de antisemitik olaylar bir önceki yıla göre yüzde 36 artarak 3.697'ye ulaştı. Bu, ADL'ın kayıt tutmaya başladığı 1979'dan bu yana en yüksek rakam. Aynı şekilde, FBI'ın 2022 Nefret Suçları İstatistikleri raporu, tüm nefret suçlarının yüzde 13,6'sının Yahudilere karşı işlendiğini gösteriyor. Siyahi karşıtı nefret suçları ise aynı dönemde yüzde 8 artış gösterdi. Bu iki grup, hedef alınma konusunda en yüksek risk altındaki topluluklar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bu artışın arkasında siyasi kutuplaşma, sosyal medyada nefret söyleminin yaygınlaşması ve bazı siyasi figürlerin kışkırtıcı dil kullanımı gibi faktörlerin bulunduğunu belirtiyor. Özellikle COVID-19 pandemisi sonrası Asyalılara yönelik nefret suçlarında da belirgin bir artış görülmesi, toplumda yabancı düşmanlığı ve ötekileştirmenin derinleştiğine işaret ediyor.
Ortak mücadele: Tarihsel dayanışma kritik önemde
Siyahi ve Yahudi toplumları arasında Amerikan tarihinde önemli bir dayanışma geleneği bulunuyor. 1960'lardaki Sivil Haklar Hareketi'nde birçok Yahudi aktivist, Martin Luther King Jr. ile omuz omuza mücadele etti. Ancak son yıllarda toplumlar arasında bazı gerilimler yaşansa da, artan ortak tehditler tarihsel ittifakı yeniden canlandırma ihtiyacını doğuruyor.
New York'ta düzenlenen bir konferansta konuşan NAACP Başkanı Derrick Johnson, "Hem Siyahi hem de Yahudi toplumları nefretin hedefi. Birbirimizin acısını anlamazsak, hiçbirimiz güvende olamayız" dedi. ADL CEO'su Jonathan Greenblatt ise "Bu sadece bir topluluğun sorunu değil; demokrasimizin temelini tehdit eden bir virüs" ifadelerini kullandı.
Demokrat Parti içinde de bu konuda bir farkındalık oluşuyor. Partinin ilerici kanadı, azınlık hakları savunucuları ve sivil toplum örgütleri, hükümetin nefret suçlarıyla mücadele için daha fazla kaynak ayırmasını, eğitim programlarını güçlendirmesini ve kolluk kuvvetlerine yönelik eğitimleri artırmasını talep ediyor. Ayrıca, sosyal medya platformlarında nefret söyleminin denetlenmesi için daha sıkı düzenlemeler çağrısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de antisemitizm ve ırkçılığın yükselişi, küresel bir eğilimin yansıması olarak Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu'da artan yabancı düşmanlığı ve nefret suçlarına karşı kendi toplumsal barışını korumak zorunda. Ayrıca, ABD'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yükselen popülizm ve aşırı sağın etkisi bağlamında önem taşıyor. ABD'de azınlık haklarının zayıflaması, Türkiye'nin NATO müttefiki ile olan işbirliğinde insan hakları boyutunu gündeme getirebilir. Türkiye'nin kendi içinde farklı etnik ve dini grupların uyum içinde yaşadığı bir model sunması, bu tür küresel eğilimlere karşı alternatif bir perspektif sağlayabilir.