ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Roger Wicker, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için imzalanan Mutabakat Zaptı'nı (MOU) sert bir dille eleştirdi. Wicker, anlaşmanın Öfke Operasyonu'nun (Operation Epic Fury) stratejik kazanımlarını tamamen ortadan kaldırdığını ve bölgedeki güvenlik dengesini bozduğunu savundu. Söz konusu anlaşma, geçtiğimiz haftalarda ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından duyurulmuş, fakat içeriğiyle ilgili ayrıntılı bilgi kamuoyuyla paylaşılmamıştı.
Gelişmenin Arka Planı
Mutabakat Zaptı, ABD'nin İran'la doğrudan müzakereler sonucunda vardığı bir anlaşma olarak sunulsa da, birçok Kongre üyesi belgenin yeterince şeffaf olmadığını belirtiyor. Wicker, Senato'da yaptığı konuşmada, "Bu mutabakat, Öfke Operasyonu sırasında elde ettiğimiz askeri kazanımları, boğazdaki serbest geçiş hakkını ve İran'ın denizdeki tehditlerini engelleme kabiliyetimizi zayıflatıyor" ifadelerini kullandı. Muhafazakar kanattan gelen tepkiler, anlaşmanın özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleri üzerindeki etkisinin yeterince değerlendirilmediği yönünde.
Öfke Operasyonu, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) geçtiğimiz yıl Hürmüz Boğazı'nda İran Devrim Muhafızları'na ait deniz unsurlarına karşı yürüttüğü bir dizi askeri harekâttı. Operasyon, İran'ın ticari gemilere yönelik tacizlerini sona erdirmeyi ve boğazın uluslararası sular olarak güvenliğini sağlamayı amaçlıyordu. Ancak Wicker'a göre yeni mutabakat, bu operasyonun getirdiği caydırıcılığı fiilen ortadan kaldırıyor ve İran'a taviz veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Boğazın güvenliği, yalnızca ABD ve İran için değil, küresel enerji piyasaları ve özellikle Körfez ülkeleri, Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği için hayati önem taşıyor. Wicker'ın muhalefeti, ABD Kongresi'nde İran'a yönelik sertlik yanlısı kanadın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca, anlaşmanın Senato'da onaylanması halinde, ABD'nin bölgedeki müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de endişelerini artırması bekleniyor.
Uzmanlar, bu tür bir mutabakatın, İran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirebileceğini ve bölgesel milis güçlerine yönelik baskıyı azaltabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Biden yönetimi, anlaşmanın diplomasi yoluyla gerilimi düşürmeyi hedeflediğini savunsa da, Wicker gibi isimler bunun aksine daha fazla istikrarsızlık getireceğini iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın statüsü, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından dolaylı olarak önem taşıyor. Türkiye, petrol ithalatının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlıyor; boğazdaki herhangi bir gerginlik, küresel petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'la yaptığı bu tür anlaşmalar, Türkiye'nin bölgesel politikalarını da etkileyebilir. Türkiye, İran'la enerji ve güvenlik konularında işbirliği yaparken, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım ve anlaşmalarında denge gözetmek zorunda. Wicker'ın çıkışı, Kongre'deki İran karşıtı bloğun gücünü koruduğunu gösteriyor ve bu durum, Türkiye'nin gelecekteki diplomatik manevralarını şekillendirebilir.