ABD’de çalışanlar arasında işten çıkarılma ve iş güvencesi konusundaki kaygılar, yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte tarihi seviyelere ulaştı. Kariyer platformu Glassdoor’un son araştırmasına göre, Amerikalılar işlerini kaybetme konusunda her zamankinden daha endişeli. Özellikle teknoloji, medya ve finans sektörlerinde yaşanan toplu işten çıkarmalar, yapay zekanın iş rolleri üzerindeki dönüştürücü etkisiyle birleşince, çalışanların geleceğe yönelik belirsizliği artıyor.
Glassdoor Araştırması: İş Güvencesi Endeksinde Sert Düşüş
Glassdoor’un “İş Güvencesi Endeksi”, 2024 yılı itibarıyla pandemi döneminin en düşük seviyelerine geriledi. Araştırmaya katılan çalışanların büyük çoğunluğu, son 6 ay içinde işten çıkarılma haberlerinin sıklığından etkilendiklerini ve kendi pozisyonlarının da risk altında olduğunu düşündüklerini belirtiyor. Özellikle teknoloji sektöründe, ChatGPT gibi üretken yapay zeka araçlarının bazı işleri otomatize edebileceği endişesi yaygın.
Rapora göre, çalışanların yüzde 45’i “bir sonraki işten çıkarma dalgasında hedef olmaktan korkuyorum” ifadesine katılıyor. Bu oran, 2020’nin ilk çeyreğindeki yüzde 32 seviyesine kıyasla belirgin bir artış gösteriyor. Öte yandan, işverenlerin aynı oranda işe alım yapmaması da iş arayanların iş bulma süresini uzatıyor. Glassdoor’un Baş Ekonomisti Daniel Zhao, “Yapay zeka kaynaklı iş kaybı korkusu, reel işsizlik oranından bağımsız olarak psikolojik bir etki yaratıyor” diyor.
Küresel Piyasalara Yansıyan Belirsizlik
ABD’deki bu endişe dalgası, sadece Amerikan ekonomisini değil, küresel piyasaları da etkiliyor. Dünyanın en büyük ekonomisinde tüketici güveninin zayıflaması, gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırım akışını da yavaşlatıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) son raporunda, yapay zekanın işgücü piyasalarında yaratacağı dönüşümün “yıkıcı” olabileceği uyarısını yapmıştı. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde işsizlik oranlarının artma riski bulunuyor.
Avrupa ve Asya’da da benzer eğilimler gözlemleniyor. Almanya’da sendikalar, yapay zeka nedeniyle işlerini kaybeden çalışanlar için yeniden eğitim fonları talep ediyor. Japonya’da ise hükümet, yapay zeka çağına uyum sağlamak için iş gücü politikalarını güncelliyor. Ancak ABD’deki durum, teknoloji şirketlerinin “verimlilik” gerekçesiyle yaptığı kitlesel işten çıkarmaların en yoğun yaşandığı ülke olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de artan işten çıkarılma korkusu, Türkiye ekonomisi için dolaylı da olsa risk oluşturuyor. Küresel talep daralması, Türkiye’nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca yapay zekanın iş gücü piyasalarında yarattığı dönüşüm, Türkiye’nin genç nüfus yapısı ve eğitim sisteminin bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye’de teknoloji ve finans sektörlerinde benzer endişeler olmakla birlikte, iş gücünün büyük kısmının kayıt dışı veya düşük katma değerli alanlarda istihdam edilmesi, yapay zeka kaynaklı işsizlik riskini artırıyor. Bu nedenle, Türkiye’nin dijital dönüşüm politikalarını insan odaklı ve kapsayıcı bir şekilde tasarlaması kritik önem taşıyor.