Meksika'nın Monterrey kentindeki Zinc Nacional fabrikası, The Guardian ve ortak bir araştırma gazeteciliği ağı tarafından yayımlanan raporun ardından en kirletici operasyonlarını taşıma kararı aldı. Raporda, ABD'den ithal edilen zehirli atıkların işlendiği tesiste ağır metal kirliliğinin tespit edildiği belirtilmişti. Fabrikanın taşınma kararı, çevre kirliliği ve halk sağlığı endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Fabrikanın taşınma kararının arka planı
Zinc Nacional, 2019 ve 2023 tarihli iki ayrı bilimsel araştırmada, tesis çevresinde toprak ve su örneklerinde yüksek düzeyde kurşun, kadmiyum ve arsenik tespit edilmesiyle gündeme gelmişti. Guardian'ın ortaya çıkardığı belgelere göre, fabrika yılda binlerce ton ABD menşeli zehirli atık ithal ediyor ve bu atıkları çelik üretiminde kullanmak üzere işliyordu. Çevre aktivistleri, fabrikanın Monterrey'in yoksul mahallelerinde yaşayan çocuklarda kan kurşun seviyelerinin yükselmesine neden olduğunu iddia ediyor. Şirket, taşınma kararını gerekçelendirirken şehirleşmenin artması ve çevresel düzenlemelere uyum ihtiyacını öne sürüyor. Taşınma planı kapsamında en çok kirliliğe yol açan galvanizleme ve çinko eritme ünitelerinin kent dışına taşınması bekleniyor.
Küresel zehirli atık ticareti ve çevre adaleti
Bu vaka, gelişmiş ülkelerin zehirli atıklarını gelişmekte olan ülkelere ihraç etmesiyle ilgili daha geniş bir tartışmanın parçası. ABD, Basel Sözleşmesi'ni onaylamayan ülkeler arasında yer alırken, Meksika sınırı üzerinden büyük miktarlarda atık taşınıyor. Guardian'ın ortaya çıkardığı rapor, bu ticaretin düşük gelirli topluluklar üzerinde orantısız bir çevresel yük oluşturduğunu savunuyor. Özellikle Monterrey gibi sanayi şehirlerinde fabrikaların yerleşim alanlarıyla iç içe geçmesi, çevre sağlığı politikalarının yeniden sorgulanmasına neden oluyor. Meksika hükümeti fabrikanın taşınmasını memnuniyetle karşılarken, aktivistler bu adımın yeterli olmadığını, zehirli atık ithalatının tamamen durdurulması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa ve Asya arasında benzer bir zehirli atık geçiş noktası olma riski taşıyor. Özellikle son yıllarda atık ithalatına yönelik düzenlemelerin gevşetilmesi, Türkiye'nin plastik ve metal atıklar için bir varış noktası haline gelmesine yol açtı. Monterrey örneği, denetim mekanizmalarının zayıflığı halinde çevre kirliliğinin ve halk sağlığı sorunlarının ne kadar büyüyebileceğini gösteriyor. Türkiye, Basel Sözleşmesi'ne taraf olsa da, sınır ötesi atık hareketlerinin şeffaflığı ve yerel toplulukların korunması için daha sıkı önlemler alması gerektiğini bu vaka bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, AB ile müzakere edilen Gümrük Birliği güncellemesinde çevre standartlarının belirleyici olması, Türkiye'nin uluslararası zehirli atık ticaretinde daha sorumlu bir konum edinmesini sağlayabilir.