Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi yargıçları Amy Coney Barrett ve Elena Kagan, ülkede yükselen siyasi şiddet olayları karşısında mahkeme güvenliğini artırmak amacıyla Kongre’den ek fon talebinde bulunmak üzere Senato ve Temsilciler Meclisi önünde ifade verecek. İki yargıç, özellikle son dönemde yüksek profilli kararların ardından mahkeme üyelerine yönelik tehditlerin arttığına dikkat çekerek, Yüksek Mahkeme’nin koruma önlemlerinin güçlendirilmesi için acil kaynak ihtiyacını dile getirecek. Mevcut bütçe kısıtları nedeniyle güvenlik personeli ve teknolojik altyapıda eksiklikler yaşandığı belirtilirken, yargıçların talep ettiği paketin yaklaşık 10 milyon dolarlık bir ek ödenek içerdiği ifade ediliyor.
Artan şiddet tehdidi ve mahkemenin korunma ihtiyacı
Son bir yılda Yüksek Mahkeme’nin kürtaj hakkı, silah taşıma ve dini özgürlükler gibi tartışmalı konularda verdiği kararlar, ülke genelinde protestoları ve bazı radikal grupların şiddet eylemlerini beraberinde getirdi. Özellikle 2022’de Roe v. Wade kararının iptali sonrası yargıçların ev adresleri ve özel bilgileri internette yayınlanmış, birçok yargıca yönelik ölüm tehditleri kaydedilmiştir. Barrett ve Kagan, bu tehditlerin sadece kendilerini değil, ailelerini ve mahkeme personelini de hedef aldığını vurgulayarak, mahkeme binasının fiziksel güvenliğinin yanı sıra siber güvenlik önlemlerinin de modernize edilmesi gerektiğini belirtecek.
Yüksek Mahkeme, 2023 mali yılında güvenlik için 15 milyon dolar harcamış, ancak bu miktarın yetersiz kaldığı görülmüştür. Kongre’de Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerin konuya ilişkin farklı yaklaşımları bulunuyor. Demokratlar ek fonu desteklerken, Cumhuriyetçi kanat bütçe disiplini gerekçesiyle sınırlı bir artışa onay vermeye sıcak bakmıyor.
Siyasi kutuplaşma ve yargı bağımsızlığı tartışmaları
Yargıçların Kongre’de ifade vermesi, ABD’de yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığı prensipleri açısından tartışma yaratmış durumda. Zira Yüksek Mahkeme üyeleri, geleneksel olarak yasama organı karşısında mesafeli durur ve kendi bütçelerini doğrudan talep etmez. Ancak mevcut güvenlik krizi, bu geleneğin esnetilmesine yol açtı. Barrett ve Kagan’ın bizzat Kongre’ye çağrılması, siyasi baskı altında kalma endişelerini de beraberinde getiriyor. Bazı hukuk uzmanları, yargıçların güvenlik fonu için lobi yapmak zorunda kalmasının, yargının bağımsızlığını zedeleyebileceğini savunuyor. Buna karşılık Kongre üyeleri, mahkemenin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamanın anayasal bir görev olduğunu belirterek süreci meşrulaştırıyor. Öte yandan, bu durum ABD’deki yüksek siyasi kutuplaşmanın yargı kurumuna nasıl yansıdığını da gözler önüne seriyor. Trump döneminde atanan Barrett ile Obama dönemi ataması Kagan arasındaki ideolojik farklılıklara rağmen, iki yargıcın güvenlik konusunda ortak hareket etmesi, tehdidin ciddiyetini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'de yargı bağımsızlığı ve güvenlik açıklarının siyasallaşmasına işaret ediyor. Türkiye açısından, özellikle yargı mensuplarına yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde, ABD'nin bu konuda attığı adımlar örnek teşkil edebilir. Aynı zamanda, Türk mahkemelerinde de benzer güvenlik zafiyetleri yaşanmakta, ancak bütçe kısıtları nedeniyle çözüm gecikmektedir. Küresel ölçekte ise, yargı bağımsızlığına yönelik tehditlerin demokratik kurumların temelini sarstığı bir dönemde ABD Yüksek Mahkemesi'nin Kongre ile kurduğu bu doğrudan ilişki, yargının bağımsızlığı ile güvenlik arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşımaktadır. Türkiye'nin bu bağlamda, yargı güvenliğine ayrılan kaynakları artırarak hem ulusal hem de uluslararası alanda güvenilirliğini pekiştirmesi mümkün görünmektedir.