ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğumla vatandaşlık hakkını kısıtlayan başkanlık kararnamesini anayasaya aykırı bularak iptal ederken, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson (R-La.) konuyu yasama yoluyla çözmek için tüm seçeneklerin masada olduğunu açıkladı. Johnson, Pazar günü bir televizyon programında yaptığı açıklamada, 'Bu konuyu ele almalıyız. Tüm açıları değerlendiriyoruz' ifadelerini kullandı. Yüksek Mahkeme'nin kararı, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına bir darbe olarak değerlendirilirken, Kongre'deki Cumhuriyetçilerin yasal düzenleme için harekete geçmesi bekleniyor.
Yüksek Mahkeme kararı ve yansımaları
ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'ne dayanan doğumla vatandaşlık hakkı, ülkede doğan herkese (diplomatların çocukları hariç) otomatik vatandaşlık veriyor. Trump yönetimi, bu hakkın yalnızca en az bir ebeveyni ABD vatandaşı veya daimi oturum izni sahibi olan çocukları kapsaması gerektiğini savunarak bir başkanlık kararnamesi yayımlamıştı. Ancak federal mahkemeler kararnameyi durdurmuş ve nihayetinde Yüksek Mahkeme, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmişti.
Johnson, Fox News Sunday programında yaptığı açıklamada, 'Yüksek Mahkeme'nin kararına saygı duyuyoruz, ancak bu konunun yasama yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Temsilciler Meclisi olarak doğumla vatandaşlık konusunda yeni bir yasa tasarısı hazırlamak için çalışmalara başladık' dedi. Johnson, tasarının ayrıntıları hakkında bilgi vermezken, konunun seçim döneminde hassas bir siyasi tartışma yaratacağı belirtiliyor.
Cumhuriyetçilerin bir kısmı, doğumla vatandaşlığın göçmenleri cezbettiğini ve sosyal hizmetler üzerinde yük oluşturduğunu savunuyor. Demokratlar ise bu hakkın Anayasa'nın temel ilkelerinden biri olduğunu ve değiştirilmesi halinde ayrımcılığa yol açacağını belirtiyor. Yüksek Mahkeme'nin kararı, Trump'ın göçmenlik politikalarına karşı açılan davalarda önemli bir emsal teşkil ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğumla vatandaşlık hakkı, ABD dışında yalnızca Kanada, Meksika ve bazı Latin Amerika ülkelerinde uygulanıyor. Avrupa ülkelerinin çoğu, vatandaşlık için kan bağı esasını benimserken, ABD'nin bu konudaki tartışmaları uluslararası alanda da yankı buluyor. Uzmanlar, ABD'nin doğumla vatandaşlık uygulamasını kaldırmasının, diğer ülkelerdeki benzer düzenlemeleri etkileyebileceğini ve küresel göç dinamiklerini değiştirebileceğini belirtiyor.
Özellikle Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, ABD'nin bu hakkı kaldırmasının, kendi vatandaşlarının ABD'ye yasal yollarla entegrasyonunu zorlaştıracağı endişesini taşıyor. Trump döneminde başlatılan ve Biden yönetiminin de devam ettirdiği sınır güvenliği önlemleriyle birlikte, doğumla vatandaşlık tartışması, ABD göç politikasının merkezinde yer alıyor. Johnson'ın açıklamaları, Cumhuriyetçilerin seçim öncesinde bu konuyu siyasi bir araç olarak kullanma niyetinde olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki doğumla vatandaşlık tartışmasının Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, ABD'nin göç politikalarındaki değişimlerin küresel yansımaları Türkiye'yi de ilgilendirmektedir. Türkiye, özellikle Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. ABD'nin doğumla vatandaşlık gibi göçmen entegrasyonunu kolaylaştıran politikaları terk etmesi, uluslararası göç rejiminde daha kısıtlayıcı bir eğilimi güçlendirebilir. Bu durum, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç müzakereleri ve vize serbestisi sürecinde dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca, ABD'de yaşayan Türk kökenli vatandaşlar ve çifte vatandaşlık sahibi kişiler için olası bir yasa değişikliği, bireysel düzeyde belirsizlik getirebilir.