ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğuştan vatandaşlık hakkını sınırlayan yürütme kararını anayasaya aykırı bularak iptal etti. Mahkeme Başkanı John Roberts tarafından kaleme alınan çoğunluk görüşüne, üç liberal yargıç ve muhafazakâr kanattan Yargıç Amy Coney Barrett katıldı. Mahkeme, Anayasa'nın 14. Ek maddesinin ABD'de doğan herkesi vatandaş olarak tanıdığını ve başkanın bu maddeyi tek taraflı olarak değiştiremeyeceğini vurguladı.
Kararın Detayları ve Yargıçların Görüşleri
Trump yönetimi, özellikle belgesiz göçmenlerin çocuklarının doğuştan vatandaş olmasını engellemek için 2020 yılında bir başkanlık emri yayımlamıştı. Bu karar, federal mahkemeler tarafından durdurulmuş ve nihayetinde Yüksek Mahkeme'nin önüne gelmişti. Mahkeme, 6-3 oyla kararı iptal ederken, muhalefet şerhini Yargıç Clarence Thomas yazdı. Thomas, 14. Ek maddenin tarihsel yorumuna atıfta bulunarak, doğuştan vatandaşlığın her durumu kapsamadığını savundu. Ancak çoğunluk, bu yorumun yerleşik içtihatla çeliştiğini belirtti. Karar, göçmenlik reformu tartışmalarını yeniden alevlendirirken, Kongre'nin bu konuda yasal düzenleme yapması gerektiğine dikkat çekiyor.
Roberts, karar metninde, "Anayasa'nın açık hükmü karşısında başkanın tek başına vatandaşlık tanımını değiştirme yetkisi yoktur" ifadelerine yer verdi. Bu karar, Trump'ın göçmenlik politikalarının bir kez daha yargı engeline takılması anlamına geliyor. Daha önce de Müslüman ülke vatandaşlarına yönelik seyahat yasağı mahkeme tarafından kısmen iptal edilmişti.
Kararın Bölgesel ve Küresel Yansımaları
ABD, doğuştan vatandaşlık uygulayan az sayıdaki ülkeden biri olarak dikkat çekiyor. Bu karar, diğer ülkelerdeki benzer tartışmaları da etkileyebilir. Özellikle Avrupa'da göçmenlik karşıtı söylemlerin yükseldiği bir dönemde, ABD'nin bu tutumu uluslararası alanda örnek teşkil edebilir. Karar, aynı zamanda ABD'deki Hispanik ve Asyalı topluluklar başta olmak üzere göçmen kökenli gruplar tarafından memnuniyetle karşılandı. Sivil toplum örgütleri, kararın ayrımcılığı önlediğini ve ülkenin kuruluş ilkelerine sahip çıktığını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, göçmenlik politikaları konusunda uluslararası bir emsal oluşturabilir. Türkiye, tarihsel olarak göç alan bir ülke olarak, vatandaşlık ve entegrasyon politikalarında benzer tartışmalarla karşılaşmaktadır. AB'ye uyum sürecinde ve Suriyeli mültecilerin entegrasyonu konusunda bu karar, uluslararası hukuk bağlamında referans alınabilir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerde göçmenlik konuları gündeme geldiğinde, bu kararın tarafların pozisyonlarını etkilemesi mümkündür.