ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğumla vatandaşlık hakkını sınırlamayı öngören başkanlık kararnamesini anayasaya aykırı bularak reddetti. Mahkeme, Trump'ın Anayasa'yı değiştirme veya vatandaşlık yasalarını tek başına yeniden yazma yetkisinin olmadığına hükmetti. Karar, ABD'de doğan herkesin otomatik olarak Amerikan vatandaşı olmasını sağlayan 14. Anayasa Değişikliği'nin açık bir ihlali olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, uzun süredir tartışmalı bir konu olan doğumla vatandaşlık hakkını sınırlamak için adım atmıştı. Başkan, özellikle belgesiz göçmen çocuklarının vatandaşlık almasının Anayasa'nın ruhuna aykırı olduğunu savunuyordu. Ancak yasal uzmanlar, 14. Değişiklik'in açık ifadesinin bu tür bir sınırlamayı imkansız kıldığını belirtiyordu. Yüksek Mahkeme, oybirliğiyle alınan kararında, başkanın vatandaşlık yasalarını değiştirme yetkisinin olmadığını ve bu tür köklü bir değişikliğin ancak Kongre'nin üçte iki çoğunluğu ve eyaletlerin dörtte üçünün onayıyla mümkün olabileceğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, yalnızca ABD'de değil, küresel çapta da yankı uyandırdı. ABD, dünyada doğum yeri esasına dayalı vatandaşlık veren bir avuç ülkeden biri. Karar, ABD'nin göçmen politikaları ve insan hakları konusundaki duruşunun bir göstergesi olarak algılandı. Özellikle Latin Amerika ve Asya ülkeleri, bu kararı olumlu karşılarken, Avrupa'nın bazı ülkelerinde benzer tartışmalar yeniden alevlendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Ankara'nın Vatandaşlık Yasası'nda yapmayı planladığı kısmi değişikliklerle yakından ilgili. Türkiye, özellikle doğumla vatandaşlık yerine soya dayalı sistemi tartışırken, ABD'nin bu kararı emsal teşkil ediyor. Karar, ABD ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerde, özellikle vatandaşlık ve göç politikaları konusunda ortak bir zemin yaratabilir. Ayrıca, ABD'de yaşayan Türk kökenli ailelerin çocuklarının vatandaşlık hakları güvence altına alınmış oldu.