ABD Yüksek Mahkemesi, Pazartesi günü verdiği çığır açıcı bir kararla Başkan Donald Trump'ın Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook'u görevden alamayacağına hükmetti. Oybirliğiyle alınan bu karar, başkanın merkez bankası üzerindeki etkisini sınırlayan en önemli yargı kararlarından biri olarak tarihe geçti. Mahkeme, Fed yasasının başkanın "nedensiz" olarak bir yönetim kurulu üyesini görevden almasına izin vermediğini belirterek, Lisa Cook'un görev süresinin doluncaya kadar koruma altında olduğunu vurguladı.
Kararın arka planı ve hukuki dayanak
Dava, Trump yönetiminin 2025 yılında Lisa Cook'u "politik uyumsuzluk" gerekçesiyle görevden almaya çalışmasıyla başladı. Cook, 2022 yılında Başkan Joe Biden tarafından Fed Yönetim Kurulu'na atanmış ve görev süresi 2026 yılında sona erecekti. Trump, göreve geldikten sonra Cook'un para politikası görüşlerinin kendi ekonomik vizyonuyla uyuşmadığını ileri sürerek görevden alınmasını talep etmişti. Ancak Yüksek Mahkeme, Fed'in bağımsızlığını koruyan 1913 tarihli Federal Rezerv Yasası'nın, başkana yönetim kurulu üyelerini "nedensiz" görevden alma yetkisi vermediğine karar verdi.
Mahkeme Başyargıcı John Roberts, karar metninde "Merkez bankasının bağımsızlığı, enflasyon kontrolü ve ekonomik istikrar için hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. Karar, Trump yönetiminin Fed'in bağımsızlığını zayıflatma çabalarına karşı önemli bir yargısal denetim oluşturuyor. Uzmanlar, bu kararın gelecekteki başkanların da merkez bankası üzerinde doğrudan siyasi baskı kurmasını engelleyebileceğini belirtiyor.
Küresel ekonomi ve siyasi dengelere etkisi
Karar, sadece ABD iç siyasetini değil, küresel finans piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Fed, dünyanın en büyük merkez bankası olarak faiz oranları ve para politikası kararlarıyla küresel ekonomiyi yönlendiriyor. Merkez bankasının siyasi müdahalelerden korunması, uluslararası yatırımcılar için güven unsuru olarak görülüyor. Kararın ardından ABD doları diğer para birimleri karşısında değer kazanırken, tahvil piyasalarında oynaklık azaldı.
Siyasi analistler, bu kararın Trump'ın yeniden başkan seçilmesi halinde uygulamayı planladığı ekonomik politikaları zora sokabileceğini ifade ediyor. Trump, seçim kampanyasında Fed'e daha sıkı siyasi denetim getirme sözü vermişti. Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, başkanın yürütme yetkilerini sınırlayarak yargı ve yürütme arasındaki güç dengesini yeniden tanımlıyor. Karar, aynı zamanda bağımsız kurumların korunması açısından emsal teşkil edecek nitelikte.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye gibi merkez bankası bağımsızlığının sıkça tartışıldığı ülkeler için de önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye'de son yıllarda merkez bankasının siyasi baskılardan ne ölçüde bağımsız olduğu uluslararası yatırımcıların yakından takip ettiği bir konu. Bu karar, merkez bankası bağımsızlığının demokratik hukuk devletlerinde nasıl korunabileceğine dair güçlü bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, küresel piyasalarda güven ortamının tesis edilmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını olumlu yönde etkileyebilir. Türk yetkililerin, bu emsali dikkate alarak merkez bankasının kurumsal bağımsızlığını güçlendirecek adımlar atması, ülkenin uluslararası kredibilitesi açısından faydalı olacaktır.