ABD Yüksek Mahkemesi, 8 Aralık 2025 Pazartesi günü verdiği kritik bir kararla, Başkan Donald Trump'ın Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ve diğer çoğu bağımsız kurumun başkanlarını serbestçe görevden alabileceğine hükmetti. Ancak mahkeme, nükleer düzenleme kurumu gibi belirli kurumlar için bu kurala bir istisna getirdi. Karar, başkanlık yetkilerinin sınırları ve bağımsız düzenleyici kurumların geleceği açısından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Yüksek Mahkeme, 6-3 oyla aldığı kararda, başkanın yürütme yetkisinin, bağımsız kurumların başkanlarını keyfi olarak görevden almayı da kapsadığını belirtti. Mahkeme, bu kurumların yürütme gücünü kullandığını ve bu nedenle başkanın kontrolü altında olması gerektiğini savundu. Karar, FTC gibi tüketici koruma ve rekabet düzenlemelerinden sorumlu kurumların yanı sıra, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Federal İletişim Komisyonu (FCC) gibi birçok bağımsız kurumu kapsıyor.
Ancak mahkeme, Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC) gibi belirli kurumlar için bir istisna tanıdı. Mahkeme çoğunluğu, NRC'nin 'yarı-yargısal' işlevler gördüğünü ve bu nedenle başkanın doğrudan kontrolü dışında kalması gerektiğini belirtti. Bu istisnanın, diğer benzer kurumlar için de emsal teşkil edip etmeyeceği ise henüz net değil.
Karar, Trump yönetiminin bağımsız kurumları siyasi kontrole tabi kılma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Trump, göreve geldiğinden bu yana birçok bağımsız kurum başkanını görevden almış veya istifaya zorlamıştı. Bu hamleler, Kongre'deki Demokratlar ve bazı hukuk uzmanları tarafından yürütme yetkisinin aşırı genişletilmesi olarak eleştirilmişti.
Bölgesel veya küresel boyut
Karar, ABD'deki düzenleyici kurumların geleceği üzerinde derin etkiler yaratacak. Başkanın bu kurumlar üzerindeki kontrolünün artması, özellikle teknoloji, finans ve enerji sektörlerinde düzenlemelerin daha siyasi hale gelmesine yol açabilir. Örneğin, FTC'nin teknoloji devlerine yönelik antitröst soruşturmaları, Trump yönetiminin önceliklerine göre şekillenebilir. Benzer şekilde, SEC'in finansal düzenlemeleri ve FCC'nin medya politikaları da başkanın etkisi altında kalabilir.
Küresel ölçekte, bu karar ABD'nin düzenleyici modelini etkileyebilir. Birçok ülke, bağımsız düzenleyici kurumların siyasi müdahaleden uzak olması gerektiği ilkesine dayanırken, ABD'nin bu adımı, diğer ülkelerde de benzer tartışmaları tetikleyebilir. Özellikle Avrupa Birliği, bağımsız düzenleyici kurumların özerkliğine büyük önem veriyor; bu karar, ABD-AB düzenleyici yaklaşımları arasındaki farkı daha da belirginleştirebilir. Ayrıca, Trump yönetiminin ticaret politikalarıyla uyumlu olarak, FTC gibi kurumların yabancı şirketlere yönelik soruşturmaları da siyasi bir boyut kazanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli etkiler doğurabilir. ABD'de bağımsız düzenleyici kurumların siyasi kontrole tabi hale gelmesi, özellikle ticaret ve yatırım alanında Türkiye'yi etkileyebilir. Örneğin, FTC'nin Türk şirketlerine yönelik olası antitröst veya tüketici koruma soruşturmaları, siyasi faktörlerden etkilenebilir. Ayrıca, SEC'in Türk şirketlerinin ABD borsalarındaki işlemlerine yönelik düzenlemeleri de değişebilir. Türkiye'nin, ABD'deki düzenleyici ortamın giderek siyasileştiği bir dönemde, ticari ve yatırım ilişkilerini bu yeni duruma göre yeniden değerlendirmesi gerekebilir. Küresel ölçekte ise, bağımsız düzenleyici kurumların zayıflaması, uluslararası ticaret ve yatırımda öngörülebilirliği azaltarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkileyebilir.