ABD Yüksek Mahkemesi, mahkumların hapishane yetkililerine karşı dini haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açmalarının önüne geçen kritik bir karara imza attı. Mahkeme, Rastafaryan inancına sahip bir mahkumun, hapishane görevlilerinin dini inancı nedeniyle uzattığı saçlarını zorla kesmesi üzerine açtığı tazminat davasını reddetti. Oylama 8-1 sonuçlandı ve çoğunluk görüşünü Yargıç Clarence Thomas yazdı. Karar, mahkumların dini özgürlüklerini koruma altına alan federal yasanın, bireysel memurlara karşı tazminat davası açma hakkı vermediğini, yalnızca eyalet veya kurumlara karşı dava açılabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Dava, Louisiana'da Rastafaryan inancına sahip olan ve dini nedenlerle saçlarını uzatan bir mahkumun, hapishane görevlileri tarafından saçının zorla kesilmesi üzerine açıldı. Mahkum, 2000 yılında kabul edilen Dini Arazi Kullanımı ve Kurumsallaşmış Kişiler Yasası’na (RLUIPA) dayanarak tazminat talep etti. Ancak Yüksek Mahkeme, yasanın lafzının bireysel memurlara karşı dava açılmasına izin vermediğine hükmetti. Yargıç Thomas, kararında "Yasa, yalnızca eyalet veya kurumlara karşı dava açılmasına izin veriyor, bireysel memurlara değil" ifadelerini kullandı. Muhalif oy kullanan tek yargıç olan Sonia Sotomayor ise, kararın dini özgürlükleri korumak için yetersiz olduğunu savundu.
Bu karar, mahkumların hapishane içinde dini haklarının ihlal edilmesi durumunda tazminat almasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Zira eyaletlere karşı dava açmak, bireysel memurlara karşı dava açmaktan çok daha zor ve maliyetli. İnsan hakları örgütleri, kararın mahkumların dini özgürlüklerini fiilen korumasız bıraktığını belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'de mahkum hakları uzun süredir tartışma konusu. Bu karar, özellikle hapishanelerde dini ayrımcılığa maruz kalan azınlık mahkumları etkiliyor. RLUIPA, 2000 yılında Kongre tarafından oybirliğiyle kabul edilmişti ve mahkumların dini ibadetlerini yerine getirmelerine izin verilmesini şart koşuyor. Ancak Yüksek Mahkeme'nin bu yorumu, yasanın uygulanabilirliğini zayıflatıyor. Karar, uluslararası alanda da yankı uyandırdı; Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kurumlar dini özgürlüklerin korunmasında bireysel başvuru hakkını önemserken, ABD farklı bir yol izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye'deki mahkum hakları tartışmaları açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye'de de benzer şekilde mahkumların dini inançları nedeniyle ayrımcılığa uğradığı iddiaları gündeme gelmişti. Ancak Türk hukuk sistemi, bireysel başvuru yolunu daha geniş tutuyor ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanıyor. ABD'deki bu karar, dini özgürlüklerin korunmasında yargısal yorumun ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin bu konuda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyumlu bir çizgide ilerlemesi, uluslararası hukuk normlarıyla uyum açısından önemli.