ABD Yüksek Mahkemesi, Perşembe günü oybirliğiyle aldığı kararla, kürtaj hapı mifepristonun Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmış mevcut düzenlemelere erişimini korudu. Karar, tartışmalı ilaca yönelik kısıtlamaları onaylayan bir alt mahkeme kararını bozdu ve eyaletlerin bu ilacın dağıtımını sınırlamasını engelledi. Bu gelişme, 2022'de Roe v. Wade'in iptalinden bu yana kürtaj hakları konusunda federal düzeydeki en kritik yargı kararlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Kararın Arka Planı ve Yasal Süreç
Mifepriston, 2020'de FDA tarafından onaylanmış ve birçok ABD eyaletinde reçete ile temin edilebilen bir ilaç. 2022'de Roe v. Wade'in iptalinin ardından, kürtaj karşıtı gruplar ilacın onayını ve dağıtımını sınırlamak için federal mahkemelerde dava açtı. Teksas gibi muhafazakar eyaletlerde ilaca erişim kısıtlanırken, Kaliforniya gibi liberal eyaletlerde erişim genişletildi. Yüksek Mahkeme'nin kararı, bu kısıtlamaların federal düzeyde geçersiz olduğunu teyit ederek eyaletlerin ilacın kullanımını tamamen yasaklayamayacağını hükme bağladı. Ancak bu karar, kürtaj karşıtı grupların eyalet düzeyindeki çabalarını tamamen durdurmuyor; yalnızca FDA'nın yetkisini koruyor.
Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda, davacıların mahkemede dava açma hakkına sahip olmadığına hükmetti. Baş Yargıç John Roberts'ın kaleme aldığı gerekçeli kararda, kürtaj karşıtı doktorların ve grupların ilacın onayını doğrudan etkileyecek somut bir zarar gösteremedikleri belirtildi. Bu argüman, mahkemenin davanın esasına girmeden dosyayı reddetmesine yol açtı. Karar, muhafazakar çoğunluğa sahip mahkemenin, kürtaj konusunda doğrudan bir ideolojik savaş yerine prosedürel bir zeminde ilerleme eğilimini yansıtıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, yalnızca ABD içinde değil, küresel ölçekte de yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası insan hakları örgütleri, ilaca erişimin bir kadın sağlığı meselesi olduğunu vurgulayarak kararı memnuniyetle karşıladı. Latin Amerika ve Avrupa'da kürtaj karşıtı hareketler bu kararı eleştirirken, ABD dışındaki birçok ülkede mifepriston benzeri ilaçlar yaygın olarak kullanılıyor. Özellikle Meksika gibi komşu ülkelerde, ABD'deki kürtaj kısıtlamaları, kadınların sınır ötesi sağlık hizmeti arayışını artırmıştı. Bu karar, bu tür akışları bir miktar azaltabilir. Ayrıca, ABD'nin kürtaj politikaları, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerle ilişkilerinde de bir gerginlik kaynağıydı; bu kararla birlikte, transatlantik ittifaklarda bu konudaki gerilim azalabilir.
Ancak karar, kürtaj tartışmalarını sona erdirmiyor. Cumhuriyetçi Parti'nin muhafazakar kanadı, eyalet düzeyinde yeni kısıtlamalar getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin, Florida ve Teksas'ta yeni yasaları hayata geçirme çabaları devam ediyor. Diğer yandan, Başkan Biden yönetimi, kürtaj hakkını federal yasa ile güvence altına alma sözü verdi, ancak Kongre'deki bölünmüş yapı nedeniyle bu girişim şimdilik askıda. Karar, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde bu konuyu yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kürtaj hapı kararı, Türkiye için doğrudan bir yankı uyandırmasa da, küresel kadın sağlığı ve üreme hakları bağlamında önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, kürtaj konusunda nispeten liberal bir yasal çerçeveye sahip olmakla birlikte, erişim ve uygulama konusunda son yıllarda bazı kısıtlamalar gündeme gelmiştir. Bu karar, uluslararası hukukta ilaç erişiminin bir sağlık hakkı olarak tanınmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerde sağlık politikaları nadiren ana gündem maddesi olsa da, bu tür yargı kararları, özellikle insan hakları alanında küresel normların şekillenmesine yardımcı olur.