ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Elena Kagan, Salı günü Kongre’ye yaptığı uyarıda, polis teşkilatının yargıçlara yönelik tehditlerde belirgin bir artış beklediğini ve mahkemenin güvenlik önlemlerinin acilen güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kagan, Adli Yargı Konferansı adına Kongre’nin bütçe komitelerine yazdığı mektupta, son iki yılda Yüksek Mahkeme yargıçlarını hedef alan ciddi tehdit vakalarının sayısının katlandığını ve güvenlik personelinin mevcut kapasitesinin bu yeni tehdit senaryolarına yanıt vermekte yetersiz kaldığını ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı: Tehditler Neden Artıyor?
Yüksek Mahkeme, son yıllarda kürtaj, silah hakları, dini özgürlükler ve başkanlık dokunulmazlığı gibi son derece tartışmalı davalara imza attı. Özellikle 2022’deki Roe v. Wade kararını bozan Dobbs kararı ve 2024’te başkanlık dokunulmazlığına ilişkin geniş yorumlar, mahkemeye yönelik kamuoyu tepkisini sertleştirdi. Kagan, mektubunda tehditlerin yalnızca mahkeme binasını değil, yargıçların evlerini, ailelerini ve mahkeme personelini de hedef aldığını vurguladı. Eylül 2024’te Teksas’ta bir kişinin, Yüksek Mahkeme yargıcı Brett Kavanaugh’a suikast planladığı gerekçesiyle tutuklanması, güvenlik risklerinin somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Kagan, mevcut güvenlik bütçesinin tehdit değerlendirme ekiplerini, fiziksel güvenlik altyapısını ve siber güvenlik önlemlerini yeterli düzeye çıkarmak için artırılması gerektiğini belirtti.
Kongre’nin Adli Yargı Konferansı’nın talebi üzerine, Adalet Bakanlığı da mahkeme güvenliğine ayrılan kaynakların 2025 mali yılı için yüzde 25 artırılması yönünde bir teklif sundu. Ancak Kongre’deki bütçe müzakerelerinin tıkanması, bu artışın onaylanmasını belirsizliğe sürükledi. Kagan, “Yargı bağımsızlığı, ancak yargıçların fiziksel güvenliği sağlandığında anlamlıdır. Tehditler yalnızca bireyleri değil, kurum olarak mahkemeye duyulan güveni de sarsmaktadır” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yargıya Yönelik Tehditlerin Yükselişi
ABD Yüksek Mahkemesi’ne yönelik tehditler, ülkedeki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Son dönemde yapılan kamuoyu anketleri, Amerikalıların yalnızca yüzde 40’ının Yüksek Mahkeme’ye güvendiğini gösteriyor. Bu oran, tarihin en düşük seviyelerinden biri. Mahkeme kararlarının giderek daha fazla ideolojik çizgide ayrışması, yargının tarafsızlığına yönelik sorgulamaları artırıyor. Tehditlerin artması ise yalnızca ABD’ye özgü bir durum değil. Avrupa’da da Polonya, Macaristan gibi ülkelerde yargı reformları ve bağımsızlık tartışmaları, yargıçları hedef alan söylemleri körüklüyor. Küresel ölçekte, yargı bağımsızlığının zayıfladığı ülkelerde mahkeme binalarına yönelik saldırılar ve yargıçlara yönelik fiziksel şiddet vakaları artış gösteriyor. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların dayanıklılığı açısından endişe verici bir tablo çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’ndeki güvenlik açığı, Türkiye’de de benzer endişeleri gündeme getirebilir. Türkiye’de anayasa mahkemesi ve yüksek yargı organlarına yönelik kamuoyu baskısı ve siyasi tartışmalar zaman zaman tehdit boyutuna ulaşmaktadır. Yargı bağımsızlığına yönelik saldırılar, istikrarlı bir hukuk sistemi için ciddi risk oluşturur. Türkiye, yargı mensuplarının güvenliğini artırmak için ABD’nin alacağı önlemleri yakından izlemeli ve benzer tehdit senaryolarına karşı hazırlıklı olmalıdır. Ayrıca, uluslararası hukuk normlarının korunması bağlamında Türkiye’nin yargı bağımsızlığı ve güvenliği konularında işbirliği yapması, ülkenin demokratik meşruiyeti açısından kritik önem taşımaktadır.