ABD Yüksek Mahkemesi, doğumda vatandaşlık hakkının korunması yönünde karar vererek eski Başkan Donald Trump'ın göçmenlik gündemine ağır bir darbe indirdi. Mahkemenin 6'ya 3 oyla aldığı karar, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nde güvence altına alınan "toprak esaslı vatandaşlık" (jus soli) ilkesini teyit etti. Karar, Trump yönetiminin bu hakkı yürütme emriyle sınırlandırma girişimine karşı verilen hukuki mücadelenin ardından geldi. Sivil haklar örgütleri kararı memnuniyetle karşılarken, Trump taraftarları hayal kırıklığı yaşadı.
Kararın arka planı ve hukuki dayanakları
Trump, 2025 yılının başında imzaladığı bir yürütme emriyle, ABD'de doğan ancak ebeveynleri yasal statüye sahip olmayan çocukların vatandaşlık hakkını kaldırmayı hedeflemişti. Beyaz Saray, bu girişimin "sığınma turizmini" ve "doğum turizmini" engelleyeceğini savunuyordu. Ancak California ve New York başta olmak üzere birçok eyalet, konuyu derhal mahkemeye taşıdı. Alt mahkemeler yürütme emrini durdururken, Yüksek Mahkeme nihai kararı verdi. Mahkemenin liberal kanadı, Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'nin açık bir şekilde "ABD'de doğan ve yargı yetkisine tabi olan her kişiyi" vatandaş olarak tanımladığını vurguladı. Muhafazakar yargıçlardan bazıları ise Kongre'nin bu konuda düzenleme yapma yetkisi olduğunu, ancak yürütme emriyle bunun yapılamayacağını belirterek karara katıldı. Kararın gerekçesinde, yürütme emrinin Anayasa ve 1952 Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası ile çeliştiği ifade edildi.
ABD iç siyaseti ve uluslararası yankıları
Bu karar, 2026 ara seçimleri öncesinde Trump ve Cumhuriyetçi Parti için büyük bir siyasi yenilgi anlamına geliyor. Trump, seçim kampanyasında sert göçmenlik politikalarını merkeze almıştı. Kararın ardından yaptığı açıklamada, "Mahkeme yine halkın iradesine karşı geldi. Bu kararı tersine çevirmek için Kongre'de gerekli adımları atacağız" dedi. Demokratlar ise kararı "Amerikan değerlerinin zaferi" olarak nitelendirdi. Uluslararası alanda, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Amnesty International gibi kuruluşlar kararı memnuniyetle karşıladı. Kararın, ABD'nin insan hakları konusundaki itibarını kısmen onardığı yorumları yapıldı. Bununla birlikte, ABD'nin doğumda vatandaşlık veren az sayıdaki gelişmiş ülkeden biri olduğu, Kanada ve Meksika gibi komşularının da benzer uygulamaları bulunduğu hatırlatıldı. Karar ayrıca, küresel göç akımları ve iklim mültecileri tartışmaları açısından da önemli bir emsal teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, dolaylı etkileri değerlendirildiğinde önem taşımaktadır. Karar, ABD'de yaşayan Türk kökenli ailelerin çocuklarının vatandaşlık statüsünü güvence altına almıştır. Ayrıca, küresel göç politikaları açısından emsal teşkil eden bu gelişme, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası göç tartışmalarında referans noktası olabilir. Türkiye'nin sığınmacı politikaları ve vatandaşlık mevzuatı göz önüne alındığında, bu kararın doğrudan bir yansıması olmasa da, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri bağlamında örnek teşkil ettiği söylenebilir. Türk dış politikası, ABD'nin iç hukukundaki bu tür gelişmeleri, özellikle vize ve konsolosluk hizmetleri gibi alanlarda dikkate alabilir.