ABD Yüksek Mahkemesi, Cisco Systems'in Çin'de Falun Gong hareketine yönelik baskılara yardım ettiği iddiasıyla açılan davayı reddederek, Amerikan şirketlerinin yurtdışındaki insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulmasını sınırlayan önemli bir karara imza attı. Mahkeme, Kaliforniya merkezli teknoloji devinin Çin hükümetine Falun Gong üyelerini izlemek ve hedef almak için kullanılan bir ağ ekipmanı geliştirdiği iddialarını içeren davayı, Alien Tort Statute'nin (ATS) kapsamını daraltarak sonlandırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Dava, Çin'de Falun Gong hareketine mensup olduğu iddia edilen kişiler tarafından 2018 yılında açılmıştı. Davacılar, Cisco'nun Çin hükümetine sağladığı bir ağ cihazının, Falun Gong üyelerini tespit etmek ve onlara karşı yasal olmayan gözaltı ve işkence gibi ihlallerde bulunmak için kullanıldığını öne sürmüştü. Cisco ise iddiaları reddetmiş ve ürünlerinin Çin'in iç güvenlik operasyonlarında kullanıldığına dair kanıt bulunmadığını savunmuştu.
ABD Yüksek Mahkemesi, geçmişte ATS'nin yurtdışındaki uluslararası hukuk ihlalleri için dava açma kapısını araladığı kararlar almıştı. Ancak son yıllarda, mahkeme bu yasanın kapsamını giderek daraltma eğiliminde. 2023'teki bir başka davada, mahkeme şirketlerin yalnızca ABD topraklarında işlenen ihlallerden sorumlu tutulabileceğine hükmetmişti. Cisco davasında da mahkeme, iddia edilen ihlallerin ABD'de değil, Çin'de gerçekleştiği gerekçesiyle davayı reddetti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, çok uluslu şirketlerin insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulmasına yönelik küresel mücadelede önemli bir emsal oluşturuyor. İnsan hakları örgütleri, kararın Amerikan şirketlerinin otoriter rejimlerle iş birliğini teşvik edebileceği endişesini taşıyor. Özellikle Çin, Rusya ve diğer otoriter ülkelerde faaliyet gösteren teknoloji şirketleri, bu kararla birlikte yasal sorumluluktan kaçınarak daha rahat hareket edebilecek.
Diğer yandan, ABD hükümeti, teknoloji transferi konusunda Çin'e yönelik kısıtlamalar getirirken, mahkemenin kararı bu kısıtlamaların etkisini azaltabilir. Çin, Cisco ve benzeri şirketleri sosyal kredi sistemi ve kitlesel gözetim teknolojileri için kullanırken, ABD mahkemelerinin bu tür ihlalleri cezalandırmaması, Pekin yönetiminin elini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'nin dış politikası ve uluslararası hukuk duruşu açısından önemli bir bağlam sunuyor. Türkiye, hem NATO üyesi hem de AB ile gümrük birliği anlaşması olan bir ülke olarak, uluslararası insan hakları normlarına uyum konusunda hassas bir konumda. Karar, özellikle Türk şirketlerinin yurtdışı operasyonlarında benzer davalarla karşılaşma riskini azaltabilir. Ancak aynı zamanda, Türkiye'nin insan hakları ihlallerine karşı duruşunu sorgulatabilir. Türkiye, ABD'nin bu tür davalarda şirketleri sorumlu tutmamasının yaratabileceği etik boşluğu doldurmak için kendi hukuki mekanizmalarını güçlendirmeyi düşünebilir.