ABD Yüksek Mahkemesi, Pazartesi günü Arizona’da oy kullanmak için ABD vatandaşlığının kanıtlanmasını gerektiren iki eyalet yasasıyla ilgili uzun süredir devam eden bir ihtilafı ele almayı kabul etti. Yüksek Mahkeme, Cumhuriyetçi Ulusal Komite'nin (RNC) bir alt mahkemenin kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu kabul etti. Alt mahkeme, söz konusu yasaların bir kısmının federal seçim yasalarına aykırı olduğuna hükmetmişti. Dava, özellikle eyaletlerin federal seçimlerde oy verme koşullarını belirleme yetkisi ile federal yasalar arasındaki dengeyi sorguluyor. Arizona, 2004 ve 2022 yıllarında kabul ettiği yasalarla, eyalet seçimlerinde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getirmişti. Ancak federal seçimlerde kullanılan National Voter Registration Act (NVRA) formu, sadece vatandaşlık beyanı istemekte, kanıt aramamaktadır. 9. Temyiz Mahkemesi, bu yasaların federal yasayla çeliştiğine ve bu nedenle federal seçimlerde uygulanamayacağına karar vermişti. RNC ise bu kararın eyaletlerin oy verme süreçlerini düzenleme hakkını ihlal ettiğini savunuyor. Yüksek Mahkeme'nin bu davayı ele alması, özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde oy verme hakları ve seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.
Gelişmenin arka planı
Arizona, 2004 yılında kabul ettiği Proposition 200 ile oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getiren ilk eyaletlerden biri oldu. Bu yasa, eyalet seçimlerinde ve referandumlarda geçerliyken, federal seçimlerde NVRA formu kullanıldığı için uygulanamıyordu. 2022'de kabul edilen ikinci yasa ise, eyalet seçimlerinde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtını zorunlu kılarken, federal seçimlerde kayıtlı seçmenlerin eyalet seçimlerinde oy kullanmasını engellemeyi amaçlıyordu. Bu yasalar, özellikle Hispanik ve diğer azınlık gruplarının oy kullanmasını zorlaştırdığı gerekçesiyle sivil toplum örgütleri tarafından defalarca mahkemeye taşındı. 9. Temyiz Mahkemesi, 2022 yasasının federal NVRA ile çeliştiğine ve bu nedenle federal seçimlerde uygulanamayacağına karar verdi. Yüksek Mahkeme'nin bu kararı bozup bozmayacağı, eyaletlerin oy verme düzenlemeleri konusunda ne kadar yetkiye sahip olduğunu belirleyecek kritik bir emsal oluşturabilir. Dava, aynı zamanda seçimlerde hile iddialarının sıkça gündeme geldiği bir dönemde, seçim güvenliği ile oy kullanma hakkı arasındaki hassas dengeyi de test ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, ABD genelinde seçim yasaları üzerinde domino etkisi yaratabilir. Eğer Yüksek Mahkeme Arizona yasalarını onarsa, diğer eyaletlerin de benzer vatandaşlık kanıtı gereklilikleri getirmesi beklenebilir. Bu durum, özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu eyaletlerde oy kullanma oranlarını düşürebilir. Küresel ölçekte ise, ABD'nin seçim sistemi üzerindeki bu tür tartışmalar, diğer ülkelerdeki seçim reformlarına da örnek teşkil edebilir. Özellikle Avrupa'da, göçmenlerin oy kullanma hakları konusunda benzer tartışmalar yaşanmaktadır. Ayrıca, Yüksek Mahkeme'nin kararı, ABD'nin demokratik süreçlere olan güveni açısından da uluslararası kamuoyunda yankı bulacaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, küresel demokrasi ve seçim güvenliği tartışmalarına ışık tutuyor. Türkiye, kendi seçim sisteminde benzer hassasiyetlere sahip olup, özellikle yurt dışı seçmenlerin oy kullanma süreçlerinde vatandaşlık kanıtı gibi uygulamaları yakından takip ediyor. ABD Yüksek Mahkemesi’nin alacağı karar, seçimlerde güvenlik ile katılım arasındaki denge konusunda uluslararası emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde, seçim sistemleri ve demokratik standartlar bağlamında bir referans noktası oluşturabilir. Ancak Türkiye’nin doğrudan bu davayla ilgili bir çıkarı bulunmamaktadır.