ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), yeşil kart (kalıcı oturma izni) alan göçmenlere yıllardır gönderilen 'Welcome to America' (Amerika'ya Hoş Geldiniz) paketini artık göndermeyeceğini duyurdu. Göçmenlik başvuru süreçlerinin dijitalleştirilmesi kapsamında alınan karar, yeşil kart sahiplerinin karşılaştığı bilgilendirme eksikliği nedeniyle tartışma yarattı. USCIS, basılı materyallerin yerini çevrimiçi kaynakların alacağını belirtirken, göçmen hakları savunucuları uygulamanın yeni göçmenleri zor durumda bırakabileceği uyarısında bulunuyor.
USCIS'in Dijital Dönüşüm Hamlesi ve Yeşil Kart Paketinin Kaldırılması
USCIS, 2025 yılı itibarıyla yeşil kart onayı alan kişilere posta yoluyla gönderilen 'Welcome to America' paketini durdurdu. Bu paket, içinde yeşil kartın kendisi, Sosyal Güvenlik kartı, çalışma izni belgeleri ve ABD'deki haklar ile yükümlülükleri anlatan bir rehber kitapçık bulunuyordu. Kurum sözcüsü, "Göçmenlik işlemlerinin çoğunu çevrimiçi ortama taşıyoruz. Bu sayede süreçler daha hızlı, güvenli ve verimli hale gelecek" açıklamasını yaptı.
Ancak uygulama, yeşil kart sahiplerinin pakette yer alan bilgilere erişimini zorlaştırdı. Özellikle İngilizce bilmeyen veya internet erişimi kısıtlı olan göçmenler için basılı rehberin önemi büyüktü. USCIS, yeni sistemde tüm bilgilere 'myUSCIS' çevrimiçi hesabı üzerinden ulaşılabileceğini, ayrıca e-posta ve kısa mesaj yoluyla bildirim yapılacağını belirtiyor. Kurum, basılı paketin kaldırılmasının maliyet tasarrufu sağlayacağını ve çevresel atığı azaltacağını da vurguluyor.
Göçmenlik avukatları ve savunuculuk grupları ise endişeli. Göçmen Hakları İttifakı'ndan bir yetkili, "Yeşil kart alan bir kişi heyecanla paketi bekler. İçindeki rehber, vergi yükümlülükleri, askerlik durumu, seyahat kısıtlamaları gibi kritik konularda ilk başvuru kaynağıdır. Bunun çevrimiçi bir bağlantıya indirgenmesi, özellikle yaşlı ve düşük gelirli göçmenler için ciddi bir boşluk yaratır" dedi. USCIS, çevrimiçi içeriğin çok dilli olacağını ve basılı kopya talep edenlere postalanacağını açıkladı, ancak bu sürecin nasıl işleyeceği henüz netleşmedi.
Göçmenlik Sisteminde Dijitalleşme ve Küresel Yansımalar
USCIS'in bu adımı, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını sıkılaştırdığı ve bürokrasiyi azaltma vaatlerini hayata geçirdiği bir döneme denk geliyor. 2024'te başlatılan 'USCIS Dijital Dönüşüm Planı' çerçevesinde, I-90 (yeşil kart yenileme), N-400 (vatandaşlık başvurusu) gibi formların çevrimiçi doldurulması teşvik ediliyor. Pandemi sonrası artan başvuru yığılmalarını eritmek için atılan adımlar, kağıt işlemlerini azaltmayı hedefliyor. Ancak dijital uçurum, özellikle Latin Amerika ve Asya'dan gelen göçmenler arasında eşitsizlik yaratabilir.
Benzer şekilde Kanada ve Avustralya gibi ülkeler de göçmenlik süreçlerini dijitalleştirmiş durumda. Kanada, 2023'te kalıcı oturma izni onaylarını tamamen çevrimiçi hale getirdi ve basılı hoş geldin kitapçığını kaldırdı. Avrupa Birliği'nde ise üye ülkeler arasında farklılıklar var; Almanya ve Fransa hâlâ basılı rehberler gönderiyor. ABD'nin bu hamlesi, küresel göç yönetiminde dijitalleşmenin hızlandığını gösteriyor, ancak göçmen hakları açısından nasıl bir denge kurulacağı belirsiz.
USCIS, çevrimiçi hesap oluşturmayan veya erişemeyen kişiler için çağrı merkezi ve yerel ofislerden destek alınabileceğini hatırlatıyor. Fakat göçmenlik süreçlerinde yaşanan yoğunluk ve dil bariyeri, bu desteklerin yeterliliğini sorgulatıyor. Önümüzdeki aylarda, özellikle yeni yeşil kart sahiplerinden gelecek geri bildirimler, uygulamanın başarısını belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin yeşil kart bilgilendirme paketini kaldırması, Türkiye'den ABD'ye göç eden vatandaşlarımızı da yakından ilgilendiriyor. Her yıl binlerce Türk vatandaşı yeşil kart başvurusu yapıyor ve bu paket, yeni göçmenlerin ABD yaşamına uyum sağlamasında önemli bir rehberdi. Özellikle İngilizce seviyesi düşük olan veya ABD'deki bürokratik süreçlere aşina olmayan Türk göçmenler için basılı materyalin kaldırılması, uyum sürecini zorlaştırabilir. Türk-Amerikan toplumu ve diaspora kuruluşları, üyelerini çevrimiçi kaynaklara yönlendirme ve bilgilendirme konusunda daha fazla sorumluluk almak durumunda kalabilir. Ayrıca, Türkiye'nin göçmenlik ve vatandaşlık hizmetlerinde dijitalleşme çabaları açısından bu gelişme bir örnek teşkil edebilir; ancak dijital uçurumun göçmenler üzerindeki etkisi dikkate alınmalı.