ABD, Cumartesi günü Suudi Arabistan ile İran destekli Husiler arasındaki düşmanlıkların, Yemen çatışmasının yeniden başlamasından bu yana ilk kez Riyad'ı hedef alan bir füze saldırısının ardından "hızla tırmanabileceği" uyarısında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, saldırı sonrası planlanan bir etkinliği kısa kesti. Saldırı, Husilerin Suudi başkentine yönelik son yıllardaki en ciddi provokasyonlarından biri olarak değerlendiriliyor ve bölgesel gerilimi önemli ölçüde artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'deki iç savaş 2014'ten bu yana devam ediyor. İran destekli Husi hareketi, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirerek hükümeti devirdi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılında meşru hükümeti desteklemek için askeri müdahalede bulundu. Çatışmalar yıllar içinde zaman zaman yoğunlaşıp hafifledi. Son haftalarda Yemen'deki çatışmalar yeniden alevlendi; Husiler, Suudi topraklarına yönelik roket ve İHA saldırılarını artırdı. Cumartesi günkü füze saldırısı, Riyad'a yönelik ilk ciddi saldırı olarak kaydedildi. Suudi hava savunma sistemleri füzenin bir kısmını engelledi ancak saldırı başkentte paniğe yol açtı. ABD yönetimi, saldırının ardından Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi ve İran'ı Husileri silahlandırmakla suçladı. Tahran ise suçlamaları reddediyor.
Trump yönetimi, görev süresi boyunca Yemen savaşına doğrudan müdahil olmaktan kaçındı; ancak Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağladı. Eski Başkan Joe Biden döneminde Husiler terör örgütü listesine alınmış, ardından bu karar gözden geçirilmişti. Trump, son açıklamalarında İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdüreceğini belirtti. Saldırı, Trump'ın başkanlık kampanyası sırasında bölgede istikrar vaatlerini gölgede bıraktı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Riyad'a yönelik saldırı, Orta Doğu'da vekalet savaşlarının yeniden tırmanma riskini artırıyor. İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim, 2019'daki Abqaiq saldırısından bu yana nispeten düşük seyrediyordu. Ancak Husilerin son saldırıları, İran'ın bölgesel etkisini gösterme çabası olarak yorumlanıyor. ABD'nin tepkisi, Husilerin yeniden terör listesine alınması veya İran'a yeni yaptırımlar şeklinde olabilir. Öte yandan, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekiyor; ülkede milyonlarca insan açlıkla karşı karşıya. Saldırılar, barış görüşmelerini de sekteye uğratabilir. Küresel petrol arzı açısından da riskler var: Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve Basra Körfezi'ndeki istikrarsızlık fiyatları etkileyebilir. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ise tartışma konusu; Trump, asker çekme vaadinde bulunmuştu ancak Suudi Arabistan'a Patriot sistemleri konuşlandırıldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum sergilemeye çalışsa da Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Riyad'a yönelik saldırı, Türkiye'nin bölgesel istikrar çabalarını zorlaştırabilir. Enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, olası yaptırımlardan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları Türkiye'nin deniz ticareti güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile savunma anlaşmaları yapmış ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmişti. Bu saldırı, Ankara'nın arabuluculuk rolünü artırabilir; ancak İran ile ABD arasında sıkışma riski de taşıyor. Türk dış politikası, bölgede tırmanan gerilimin enerji fiyatları ve güvenlik üzerinden ekonomik yansımalarını dikkatle izlemeli.