Federal bir yargıç, eski Başkan Donald Trump döneminde Adalet Bakanlığı (DOJ) tarafından Minnesota Valisi Tim Walz (Demokrat), Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey (Demokrat) ve diğer eyalet yetkililerine gönderilen büyük jüri önergelerini iptal etti. ABD Bölge Yargıcı Patrick Schiltz, DOJ'nin bu önergeleri yasaya aykırı şekilde çıkardığına hükmederek, yargı yetkisinin kötüye kullanıldığını belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Karar, Mayıs 2023'te Kaliforniya merkezli mahkemelerde görülen benzer davaların ardından geldi. Schiltz, yazılı kararında DOJ'nin önergeleri "hiçbir hukuki dayanak olmaksızın" siyasi amaçlarla kullandığını ifade etti. Walz ve Frey'e yönelik önergeler, 2020'de George Floyd'un ölümü sonrası Minneapolis'te çıkan protestolarla ilgili federal soruşturma kapsamında çıkarılmıştı. DOJ, eyalet ve yerel yönetimlerin protestolara müdahalesini soruştururken, polis şiddeti iddialarını da araştırıyordu. Ancak yargıç, bu önergelerin "siyasi bir hesaplaşma" amacı taşıdığına dair güçlü kanıtlar olduğunu vurguladı.
Karar metninde, "Mahkeme, DOJ'nin bu önergeleri Walz ve Frey'i hedef almak için kullandığından hiçbir şüphe duymamaktadır. Bu, yargı sürecinin siyasallaştırılmasıdır" ifadeleri yer aldı. Önergeler, Walz ve Frey'in yanı sıra eyaletteki diğer üst düzey yetkililerin de telefon kayıtları, e-postaları ve diğer belgelerini kapsıyordu. Walz ve Frey, önergelerin hukuka aykırı olduğunu savunarak avukatları aracılığıyla mahkemeye başvurmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD'de yargı bağımsızlığı ve siyasi müdahale tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle Trump döneminde DOJ'nin siyasileştirildiği iddiaları sıkça gündeme gelirken, Schiltz'in kararı bu eleştirileri güçlendirdi. Eyalet düzeyinde Demokratlar, federal hükümetin muhalifleri susturmaya çalıştığını öne sürerken, Cumhuriyetçiler ise yolsuzluk iddialarının araştırılmasının engellendiğini savunuyor. Karar, aynı zamanda merkezi hükümet ile eyalet yönetimleri arasındaki yetki çatışmasına da ışık tutuyor. Federalizm ilkesi gereği eyaletlerin kendi iç işlerinde bağımsız hareket edebilmesi, bu tür davalarda sıkça test ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'de yargının siyasi baskılara karşı bağımsızlığını koruma mücadelesini göstermesi bakımından Türkiye için dikkate değerdir. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde, adalet sisteminin işleyişi ve siyasi aktörlere yönelik yargısal süreçler sıkça tartışma konusu olmuştur. Bu karar, ABD'de bile siyasi saiklerle yargılamaların olabileceğini ortaya koyarken, Türkiye'nin benzer eleştirilerine karşı bir argüman olarak kullanılabilir. Ayrıca, küresel ölçekte yargı bağımsızlığına yönelik tehditlerin her ülkede var olduğu gerçeğini hatırlatması açısından önemlidir. Türk dış politikası için doğrudan bir etkisi bulunmasa da, ABD'deki hukuk devleti tartışmalarının izlenmesi, iki ülke arasındaki adli işbirliği mekanizmalarının sağlıklı işlemesi açısından faydalı olabilir.