ABD'de bir federal yargıç, Başkan Donald Trump yönetiminin, Filistin yanlısı aktivist uluslararası öğrencilerin vizelerini hukuka aykırı bir şekilde iptal ettiğine karar verdi. California Kuzey Bölgesi Yargıcı Noël Wise, 31 Mayıs'ta açıkladığı 90 sayfalık kararında, Trump yönetiminin mevcut göçmenlik yasalarını kötüye kullanarak bu öğrencileri sınır dışı etmeye çalışmasının anayasaya aykırı olduğunu belirtti. Yargıç Wise, kararında yönetimin öğrencilerin ifade özgürlüğünü hedef aldığını ve bu durumun ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi'ne aykırı olduğunu vurguladı. Karar, özellikle Gazze'ye yönelik İsrail saldırılarını protesto eden üniversite öğrencilerine yönelik baskıların arttığı bir dönemde geldi. Bu gelişme, ABD'deki üniversitelerde Filistin'e destek gösterilerinin yaygınlaştığı ve yönetimin bu gösterilere karşı sert önlemler aldığı bir süreçte yaşanıyor.
Gelişmenin arka planı
Karara konu olan dava, Trump yönetiminin 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından başlattığı ve özellikle üniversite kampüslerinde Filistin yanlısı protestoları bastırmaya yönelik politikalarının bir parçası olarak görülüyor. Yönetim, bu protestolara katılan uluslararası öğrencilerin vizelerini iptal ederek sınır dışı edilme süreçlerini başlatmıştı. Bu kapsamda, öğrencilerin ülkeden ayrılmaları için belirli süreler tanınmış, bazıları gözaltına alınmıştı. Yargıç Wise'ın kararı, bu uygulamaların hukuken savunulamaz olduğunu ortaya koyuyor. Kararda, yönetimin öğrencilerin protestolarını "terörü desteklemek" olarak nitelendirerek mevcut göçmenlik yasalarını geniş bir şekilde yorumladığı ve bu durumun yasaların öngördüğü sınırları aştığı ifade ediliyor. Yargıç Wise, öğrencilerin ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerinin suç teşkil etmediğini ve bu nedenle vizelerin iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti.
Karar, ABD'deki yüksek öğretim kurumlarında geniş yankı uyandırdı. Amerikan Üniversiteler Birliği ve çeşitli akademik kuruluşlar kararı memnuniyetle karşıladı. Bu kuruluşlar, uluslararası öğrencilerin ülkeye katkısına dikkat çekerek, yönetimin politikalarının akademik özgürlüğü tehdit ettiğini savunuyor. Öte yandan, Trump yönetimi kararı temyiz etmeyi planladığını açıkladı. Beyaz Saray sözcüsü, kararın yönetimin yasadışı göçü önleme ve ulusal güvenliği koruma çabalarını engellediğini öne sürdü. Ancak hukuk uzmanları, kararın emsal teşkil edebileceğini ve diğer benzer davalarda da uygulanabileceğini belirtiyor.
Yargıç Wise'ın kararı, yalnızca dava konusu olan öğrencileri ilgilendirmiyor. Kararla birlikte, Trump yönetiminin benzer şekilde vizeleri iptal edilen diğer öğrencilere karşı da uyguladığı politikaların gözden geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Kararda, hükümetin bu tür işlemlerde öğrencilere yeterli hukuki süreç tanımadığı ve keyfi davrandığı vurgulanıyor. Bu durum, ABD'deki göçmenlik sisteminin bağımsız yargı denetimine tabi olması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, ABD'deki iç hukukun yanı sıra uluslararası boyutta da önemli yansımalara sahip. Özellikle Gazze'deki insani krize dikkat çeken ve İsrail'in saldırılarını protesto eden öğrenci hareketleri, dünya genelinde yaygınlaşmış durumda. ABD'deki bu karar, diğer ülkelerdeki benzer protestolara katılan öğrencilerin durumuna da ışık tutuyor. Avrupa ülkeleri ve Kanada gibi ülkelerde de Filistin yanlısı gösterilere katılan öğrencilere yönelik çeşitli yaptırımlar uygulanmıştı. Bu karar, hükümetlerin ifade özgürlüğü ile göçmenlik politikaları arasındaki dengeyi nasıl kuracağı konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor.
Kararın küresel kamuoyunda yarattığı etki büyük. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, ABD yönetiminin öğrencilere yönelik uygulamalarını daha önce eleştirmişti. Bu karar, bu eleştirilerin haklılığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda, ABD'nin dünya çapında eğitim görmek isteyen öğrenciler için çekiciliğini koruyup koruyamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Uluslararası öğrencilerin ABD ekonomisine katkısının yıllık 40 milyar doları bulduğu düşünülürse, bu tür politikaların uzun vadede ABD'ye olan güveni azaltabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, bu karar, ABD'deki yargı bağımsızlığının önemini bir kez daha gösteriyor. Başkan Trump'ın yargı sistemine yönelik eleştirileri biliniyor. Ancak bu karar, federal yargının hükümetin keyfi uygulamalarına karşı bir denge unsuru olduğunu gösteriyor. Kararın, diğer federal mahkemelerde görülen benzer davalara da emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye açısından öncelikle hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilebilir. Türkiye'de de Filistin davasına yönelik güçlü bir toplumsal duyarlılık bulunuyor. Ancak kararın Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmaktan ziyade, uluslararası öğrencilerin hakları açısından önemli bir emsal teşkil ettiği söylenebilir. Türkiye, AİHM kararlarına uyum konusunda zaman zaman eleştirilere maruz kalıyor. Bu bağlamda, ABD'deki bu karar, yargı bağımsızlığının ve ifade özgürlüğünün korunmasının evrensel bir ilke olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu'daki politikaları göz önüne alındığında, ABD'deki Filistin yanlısı hareketlerin yargı kararıyla korunması, bölgedeki dinamikleri de etkileyebilir.