ABD'nin Rhode Island eyaletinde bulunan Woonsocket kentinde yaklaşık 45 bin kişiye hizmet veren tek bir süpermarket bulunuyor. Kent sakinlerinden Jeannine Johansen, bir zamanlar dik yamaçlı sokaklarında çok sayıda marketin bulunduğu Woonsocket'in parlak günlerini hatırlıyor. Ancak bugün, büyük market zincirlerinin rekabeti kısıtlayıcı sözleşme maddeleri kullanarak diğer mağazaların pazara girmesini engellemesi, kentte gıda perakendesini tek ele geçirmiş durumda. Rhode Island, bu uygulamayı yasaklayan ikinci eyalet olma yolunda önemli bir adım attı.
Rekabeti kısıtlayan maddeler ve yerel marketlerin mücadelesi
Büyük market zincirleri, kiracı oldukları alışveriş merkezlerinde veya mülklerinde, aynı bölgede başka bir gıda perakendecisinin faaliyet göstermesini engelleyen anti-rekabet maddeleri içeren sözleşmeler imzalayabiliyor. Bu maddeler, genellikle 10 ila 20 yıl süreyle geçerli oluyor ve yerel yönetimlerin yeni market açılmasına izin vermesini fiilen imkânsız hale getiriyor. Woonsocket gibi ekonomik olarak zor durumdaki kentlerde, bu tür kısıtlamalar gıda güvencesizliğini derinleştiriyor. Kent sakinleri, tek markete bağımlı kaldıkları için fiyatlar ve ürün çeşitliliği konusunda pazarlık gücünü yitiriyor.
Rhode Island eyalet meclisi, bu sorunu çözmek için harekete geçti. Eyalet yasama organı, market zincirlerinin bu tür anti-rekabet maddelerini kullanmasını yasaklayan bir yasa tasarısını kabul etti. Tasarı, valinin onayının ardından yürürlüğe girecek. Böylece Rhode Island, bu uygulamayı yasaklayan ikinci eyalet olacak. İlk eyalet ise geçtiğimiz yıl benzer bir düzenlemeyi hayata geçirmişti. Yeni yasa, yerel yönetimlere market açılışlarında daha fazla yetki verirken, büyük zincirlerin bölgeyi domine etmesini engellemeyi amaçlıyor.
Jeannine Johansen, yıllardır Woonsocket'in tek market sorununa dikkat çekmek için mücadele ediyor. Johansen, kentte bir zamanlar çok sayıda marketin bulunduğunu, ancak büyük zincirlerin rekabeti boğan uygulamaları nedeniyle bunların tek tek kapandığını belirtiyor. Yetkililer, yeni yasanın sadece Woonsocket'te değil, eyalet genelinde gıda erişimi sorunu yaşayan bölgelerde de rahatlama sağlayacağını umuyor. Uzmanlar, anti-rekabet maddelerinin sadece market sektöründe değil, eczane, restoran gibi diğer perakende alanlarında da benzer sorunlara yol açtığını vurguluyor.
Gıda güvencesi ve yerel ekonomi üzerindeki etkiler
Tek marketli bölgelerde yaşayanlar, genellikle daha yüksek fiyatlar, daha az ürün çeşidi ve daha düşük hizmet kalitesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, özellikle dar gelirli aileler için gıdaya erişimi zorlaştırıyor. Woonsocket gibi sanayi sonrası dönemde ekonomik düşüş yaşayan kentlerde, süpermarket tekeli aynı zamanda yerel istihdamı da olumsuz etkiliyor; çünkü tek market, daha az sayıda kişiyi istihdam ediyor ve yerel tedarikçilere karşı da tekel gücünü kullanabiliyor. Rhode Island'ın attığı adım, diğer eyaletler için de emsal teşkil edebilir. Tüketici hakları savunucuları, bu tür yasaların ülke genelinde yaygınlaşması gerektiğini savunuyor.
Büyük market zincirleri ise düzenlemeye karşı çıkıyor. Şirket temsilcileri, anti-rekabet maddelerinin yatırımlarını korumak için gerekli olduğunu ve yeni mağaza açılışlarında rekabetin zaten yoğun olduğunu öne sürüyor. Ancak yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları, bu maddelerin serbest piyasa ilkeleriyle bağdaşmadığını ve tüketici refahını azalttığını belirtiyor. Rhode Island'daki yasa, aynı zamanda eyalet genelinde gıda politikaları konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rhode Island'daki gelişme, Türkiye'deki perakende sektörü ve rekabet hukuku açısından da dersler içeriyor. Türkiye'de büyük market zincirlerinin yerel pazarlarda yarattığı yoğunlaşma ve alışveriş merkezlerindeki kısıtlayıcı uygulamalar, zaman zaman Rekabet Kurumu'nun gündemine geliyor. Ancak ABD'deki gibi anti-rekabet maddelerinin yasaklanması henüz Türkiye'de tartışılmıyor. Gıda enflasyonunun yüksek olduğu Türkiye'de, yerel marketlerin korunması ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimi için benzer düzenlemeler gündeme gelebilir. Ayrıca, yerel yönetimlerin market açılışlarında yetkilendirilmesi, Türkiye'deki belediyeler için de bir model oluşturabilir. Küresel ölçekte ise bu tür yasalar, serbest piyasa ile sosyal refah arasındaki dengeyi yeniden tanımlama çabası olarak görülebilir.