Middle East Eye gazetesinde yayımlanan bir görüş yazısında, dünya ekonomisinin sözde dayanıklılığının gerçek bir temelden çok bir yanılsamaya dayandığı savunuluyor. Yazıda, özellikle Batı ekonomilerinin son yıllarda faiz artışlarına, enflasyona ve jeopolitik şoklara rağmen ayakta kaldığı yönündeki anlatının sorgulanması gerektiği vurgulanıyor. Yazar, piyasalarda görülen toparlanmanın üretken yatırımdan değil, varlık fiyatlarındaki şişkinlikten, artan borçluluktan ve merkez bankalarının sağladığı likiditeden kaynaklandığını öne sürüyor. Bu tablonun sürdürülebilir olmadığı, Batı'nın ekonomik gerçeklerle yüzleşmesi gerektiği ifade ediliyor.
Yanılsamanın arka planı: Borç, likidite ve varlık fiyatları
Yazının temel argümanı, küresel ekonominin kırılganlığını gizleyen göstergelerin başında finansal piyasalardaki iyimserliğin geldiği yönünde. Hisse senedi endekslerinin rekor seviyelere yakın seyretmesi, kredi piyasalarının sıkışmaması ve istihdam verilerinin görece dirençli kalması, kamuoyunda "ekonomi dayanıklı" algısını güçlendiriyor. Ancak yazar, bu dayanıklılığın büyük ölçüde borçla finanse edilen tüketim, genişleyen kamu açıkları ve özel sektörün artan yükümlülükleriyle ayakta tutulduğunu belirtiyor.
Özellikle 2008 küresel finans krizinden bu yana merkez bankalarının bilançolarının tarihsel olarak benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığına dikkat çekiliyor. Düşük faiz döneminde biriken borç stoku, faizlerin yükselmesiyle birlikte hem hane halkı hem de şirketler için ciddi bir yük haline geldi. Yazıda, borç servis maliyetlerinin artmasının yatırım ve üretkenlik üzerindeki baskısına işaret ediliyor. Bu durum, büyümenin kalitesizleştiği ve geleceğe yönelik bir balonun şiştiği yorumunu destekliyor.
Yazı, Batı ekonomilerinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara da değiniyor: yaşlanan nüfus, azalan verimlilik artışı, enerji dönüşümünün maliyeti ve ticaretin yeniden şekillenmesi. Bu faktörlerin uzun vadeli büyüme potansiyelini sınırladığı, buna karşın politika yapıcıların kısa vadeli piyasa göstergelerine odaklanarak riskleri görmezden geldiği savunuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Batı dışı ekonomilerin yükselişi
Yazının Orta Doğu ve küresel ekonomi bağlamında dikkat çeken boyutu, Batı'nın bu yanılsama üzerinden kendi konumunu korumaya çalışırken küresel ekonominin ağırlık merkezinin doğuya kayması. Yükselen ekonomiler, özellikle Körfez ülkeleri ve Asya'daki büyük ekonomiler, enerji gelirlerini ve üretim kapasitelerini daha etkin kullanarak yeni ticaret ve finans ağları kuruyor. Yazar, Batı'nın ekonomik dayanıklılık anlatısının, bu ülkelerin artan etkisini ve çok kutuplu bir finansal mimarinin ortaya çıkışını yeterince yansıtmadığını ima ediyor.
Orta Doğu özelinde, petrol ve doğal gaz gelirlerine bağımlılığın azaltılması, ekonomik çeşitlendirme programları ve egemen varlık fonlarının küresel yatırımlardaki rolü öne çıkıyor. Bölge ülkeleri, Batı piyasalarındaki dalgalanmalardan korunmak için alternatif ortaklıklar ve yerel para birimleriyle ticaret gibi araçlara yöneliyor. Bu eğilim, Batı'nın finansal üstünlüğünün sorgulandığı bir dönemde, bölgesel ekonomilerin kendi ayakları üzerinde durma arayışını yansıtıyor.
Yazının sonunda, Batı'ya yönelik bir uyarı niteliğinde, "uyanma" çağrısı yapılıyor: Sorunların ertelenmesi yerine üretken yatırıma, borç sürdürülebilirliğine ve gerçek ekonomik reformlara odaklanılması gerektiği belirtiliyor. Aksi halde, yanılsamaya dayalı bir dayanıklılığın ani ve sert bir düzeltmeyle sonuçlanabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel ekonomideki bu tartışma, Türkiye'nin ekonomik kırılganlıkları ve dış finansman ihtiyacı açısından doğrudan önem taşıyor. Batı piyasalarındaki bir düzeltme veya likidite sıkışması, Türkiye'nin dış borç çevrimi ve cari açık finansmanı üzerinde baskı oluşturabilir. Öte yandan, Batı dışı ekonomilerle ticaret ve yatırım ortaklıklarının güçlenmesi, Türkiye'nin Körfez sermayesi ve Asya pazarlarıyla ilişkilerini çeşitlendirmesi için alan açıyor. Yüksek enflasyon ve faiz ortamında üretken yatırıma öncelik verilmesi, yazının Batı'ya yönelik uyarısının Türkiye için de geçerli olduğunu gösteriyor.