ABD'de aileler, su faturalarını her gördüklerinde şaşkınlık ve inanamama arasında gidip geliyor. Son yıllarda ülke genelinde su hizmet bedelleri, enflasyonun çok üzerinde bir hızla artış gösterdi. Pew Charitable Trusts tarafından yayımlanan bir analize göre, 2021 ile 2023 arasında Amerikan hanelerinin ödediği ortalama su faturası yüzde 20'nin üzerinde yükseldi. Michigan, Pensilvanya, Batı Virginia ve Teksas gibi eyaletlerdeki bazı belediyelerde artış oranı yüzde 50'yi aştı. Bu durum, daha önce konut ve sağlık harcamalarıyla anılan 'erişilebilirlik krizi' kavramını, temel bir insani ihtiyaç olan suya taşıdı.
Su faturaları neden artıyor?
Su faturalarındaki bu keskin yükselişin birden fazla nedeni var. Bunların başında, ABD'nin yüz yılı aşkın süredir kullanılan su altyapısının bakım ve yenileme maliyetleri geliyor. American Society of Civil Engineers 2021 raporuna göre, ülkenin içme suyu sistemleri genel not olarak 'C-' alırken, atık su sistemleri 'D+' seviyesinde değerlendiriliyor. Eski boruların değiştirilmesi, arıtma tesislerinin modernizasyonu ve iklim değişikliği kaynaklı kuraklık dönemlerinde alternatif su kaynaklarına yönelim, belediyelerin maliyetlerini artırıyor.
İklim değişikliği, özellikle Batı eyaletlerinde su kıtlığını körüklerken, su tedarikçileri daha pahalı teknolojilere (örneğin deniz suyu arıtma) yatırım yapmak zorunda kalıyor. Öte yandan, su hizmetlerinin özelleştirilmesi de faturaları yukarı çeken faktörlerden biri. Bazı bölgelerde özel şirketler, kar amacı güderek su fiyatlarını kamuya ait işletmelere göre yüzde 50'ye varan oranlarda daha yüksek belirliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Su faturalarındaki artış, yalnızca ABD'ye özgü bir sorun değil. Dünya genelinde, iklim değişikliği ve nüfus artışı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre, Avrupa'da da su fiyatları son on yılda ortalama yüzde 30 arttı. Özellikle Akdeniz ülkeleri, kuraklık nedeniyle su kısıtlamaları ve fiyat artışlarıyla karşı karşıya. Küresel ölçekte, Dünya Bankası, 2030'a kadar su talebinin arzın yüzde 40 üzerine çıkacağını öngörüyor. Bu, suyun bir kamu hizmeti olarak erişilebilirliğini tehdit ederken, aynı zamanda suyun metalara dönüşmesi riskini de beraberinde getiriyor. BM İnsan Hakları Konseyi, suya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgularken, artan maliyetler özellikle düşük gelirli haneleri orantısız şekilde etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.500 metreküpün altında. ABD'deki su faturaları krizi, Türkiye için su yönetimi ve altyapı yatırımlarının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Özellikle büyükşehir belediyelerinin su kayıp-kaçak oranlarını düşürmesi ve atık su geri kazanımını artırması, gelecekte benzer bir erişilebilirlik sorununun önüne geçebilir. Ayrıca suyun özelleştirilmesi tartışmaları, Türkiye'de de kamu hizmetlerinin piyasalaşması riskine karşı hassasiyeti artırmalı. Suyun stratejik bir kaynak olduğu gerçeğiyle, sürdürülebilir su politikaları geliştirilmesi, hem ekonomik hem de toplumsal istikrar için kritik öneme sahip.