Birleşmiş Milletler'de nükleer silahların yayılmasını önleme konferansı sürerken ABD ve Rusya, sahip oldukları yıkıcı gücü bir kez daha hatırlattı. 12 Mayıs'ta Rusya, 'Sarmat' kıtalararası balistik füzesini (ICBM) test ederken, ABD de 14 Mayıs'ta bir Minuteman III ICBM'si fırlattı. İki testin de birbirine bu kadar yakın zamanda yapılması, Yeni START anlaşmasının geleceğinin belirsiz olduğu bir dönemde tansiyonu yükseltti. Nükleer silahların kontrolü konusunda iki ülke arasında yürütülen müzakereler ise herhangi bir ilerleme kaydedilmeden sona erdi.
Stratejik rekabet ve silah kontrolünün geleceği
Rusya'nın test ettiği Sarmat füzesi, NATO'nun 'Şeytan II' olarak adlandırdığı RS-28 Sarmat, 16 bin kilometre menzile sahip ve birden fazla nükleer başlık taşıyabiliyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sarmat'ın 'mevcut tüm füze savunma sistemlerini aşabilecek kapasitede' olduğunu söylemişti. ABD'nin test ettiği Minuteman III ise 12 bin kilometre menzile sahip ve ABD'nin kara tabanlı nükleer caydırıcılığının omurgasını oluşturuyor. İki test, tarafların birbirlerine 'nükleer kozlarını' gösterme amacı taşıyor.
ABD ile Rusya arasındaki Yeni START anlaşması, iki tarafın konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını 1550 ile sınırlandırıyor. Anlaşma 2021'de beş yıl daha uzatılmıştı, ancak Rusya'nın Ukrayna işgalinden bu yana ikili ilişkiler iyice gerildi. Rusya, ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımını gerekçe göstererek anlaşma kapsamındaki denetimleri askıya aldı. ABD ise Rusya'nın yeni silah sistemlerini anlaşma kapsamına sokmaya çalışıyor. Bu haftaki görüşmelerde taraflar bir uzlaşmaya varamadı.
Küresel güvenlik ortamı ve bölgesel yansımaları
Nükleer silahların yayılmasını önleme rejimi (NPT) kapsamında düzenlenen konferans, bu yıl beş yılda bir yapılan gözden geçirme toplantısına denk geliyor. NPT, nükleer silahların yayılmasını önlemeyi ve nükleer silahsızlanmayı teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak ABD ve Rusya gibi nükleer güçlerin silahlarını modernize etmesi ve yeni nesil füzeler geliştirmesi, anlaşmanın etkinliğini sorgulatıyor. Özellikle Çin'in nükleer cephaneliğini genişletmesi ve Kuzey Kore'nin nükleer programındaki ilerlemeler, küresel silahlanma yarışını yeniden alevlendiriyor.
Avrupa güvenliği açısından, ABD'nin NATO müttefiklerine sağladığı nükleer caydırıcılık garantisi Rusya'nın hamlelerine karşı kritik önem taşıyor. Rusya'nın Kaliningrad ve Belarus'ta konuşlandırdığı füzeler, Polonya ve Baltık ülkeleri için doğrudan tehdit oluşturuyor. Bu durum NATO'nun doğu kanadında nükleer paylaşım düzenlemelerini yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Rusya arasındaki nükleer silah yarışı ve silah kontrol mekanizmalarının çıkmaza girmesi, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, NATO'nun nükleer paylaşım politikasının bir parçası olarak İncirlik'te ABD nükleer silahlarını barındırıyor. Rusya'nın Ukrayna savaşında sık sık nükleer tehditler savurması, Ankara'yı iki ittifak arasında hassas bir denge arayışına itiyor. Ayrıca Türkiye, NPT kapsamında nükleer silahsızlanma çağrılarına destek verse de, bölgesel güvenlik tehditleri nedeniyle nükleer caydırıcılığın önemini kabul ediyor. Bu gelişme, Türkiye'nin çok boyutlu dış politikasında silah kontrolü ve savunma işbirliği konularını yeniden değerlendirmesini gerektiriyor.