Japonya, bu ay başında elit hava indirme tugayına bağlı birliklerini Filipinler’in en kuzeyindeki Batan Adası’na göndererek paraşütle iniş tatbikatı yaptı. Yetkililer bu faaliyeti sessizce yürütse de, Batan Adası’nın Tayvan’a sadece 200 kilometre uzaklıkta olması, tatbikatın önemini gözler önüne seriyor. Filipinler’in Batanes eyaletine bağlı bu adada gerçekleştirilen hava indirme harekâtı, ABD ve müttefiklerinin Çin’in kapısında çok cepheli askeri tatbikatlar zincirinin sadece bir halkasını oluşturuyor. Aynı haftalarda ABD, Japonya, Filipinler, Avustralya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Fransa ve İngiltere’nin katılımıyla Güney Çin Denizi’nde ortak devriye ve hava savunma tatbikatları düzenlenirken, Hint-Pasifik bölgesindeki askeri gerilim de tırmanmış durumda.
Gelişmenin arka planı: Batan Adası’nın stratejik önemi
Filipinler’in Tayvan’a en yakın kara parçası olan Batan Adası, Çin’in Tayvan’ı çevreleme stratejisine karşı kilit bir nokta olarak görülüyor. Ada, Luzon Boğazı’nın doğu ucunda yer alıyor ve bu boğaz, Tayvan’ın güneyinden geçen uluslararası deniz ticaret yolları için hayati önem taşıyor. Çin’in Tayvan’a yönelik askeri baskısını artırdığı bir dönemde, Japonya’nın bu adada paraşütlü birlik konuşlandırması, Tokyo’nun bölgedeki angajmanını derinleştirdiğini gösteriyor. 2023’te imzalanan Japonya-Filipinler Karşılıklı Erişim Anlaşması (RAA), iki ülke arasında ortak tatbikatları ve üs paylaşımını kolaylaştırdı. Bu anlaşma, Japonya’nın Filipinler’e savaş uçağı ve askeri teçhizat konuşlandırmasına da zemin hazırladı. Öte yandan ABD, Filipinler’deki askeri varlığını artırarak, Luzon Adası’ndaki üslerde geçici konuşlanma anlaşmaları imzaladı. Bu üslerden bazıları Batanes’e sadece 150 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Tatbikatlara katılan diğer ülkeler arasında Avustralya ve Güney Kore de yer alıyor. Avustralya, Güney Çin Denizi’nde hava devriyesi yaparken, Güney Kore istihbarat paylaşımı ve deniz güvenliği tatbikatlarına katıldı. Yeni Zelanda, Fransa ve İngiltere’nin katkıları ise daha çok lojistik destek ve ortak deniz tatbikatları şeklinde oldu. Bu geniş katılımlı tatbikatlar, ABD’nin Hint-Pasifik’teki müttefik ağını güçlendirme çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin’e karşı caydırıcılık mı, gerilimi artırma mı?
Çin, bu tatbikatları kendi egemenlik alanına bir tecavüz olarak nitelendiriyor. Pekin yönetimi, Güney Çin Denizi’ndeki adaların büyük bölümünde hak iddia ediyor ve Tayvan’ı “ayrılıkçı bir eyalet” olarak tanımlıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Bölge ülkeleri Çin’in iç işlerine karışmaktan kaçınmalı ve bölgesel barışı tehdit edecek eylemlerden uzak durmalıdır” açıklamasında bulundu. Buna karşılık ABD Savunma Bakanlığı, tatbikatların “hiçbir ülkeyi hedef almadığını, uluslararası hukuka uygun olduğunu” savundu. Bölgesel uzmanlara göre, bu tatbikatlar iki blok arasında bir tür güç gösterisine dönüşüyor. Örneğin, Çin’in geçen yıl Tayvan çevresinde düzenlediği büyük çaplı tatbikatlara yanıt olarak ABD ve müttefikleri artık daha sık ve daha geniş katılımlı tatbikatlar düzenliyor. Bu durum, Doğu Çin Denizi’nden Filipin Denizi’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada askeri hareketliliği artırıyor.
Uzmanlar, bu tür çok uluslu tatbikatların kısa vadede kriz riskini azaltabileceğini, ancak uzun vadede taraflar arasında yanlış hesaplamalara yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Çin’in kıyılarına yakın bölgelerde yapılan askeri hareketlilik, Pekin’in “çevrelenme” algısını güçlendiriyor. Öte yandan ABD ve müttefikleri, uluslararası deniz ticaretinin serbest akışını garantilemek ve Çin’in tek taraflı hamlelerine karşı caydırıcılık sağlamak amacıyla bu tatbikatları sürdüreceklerini ifade ediyor. Filipinler, Endonezya ve Vietnam gibi Güney Çin Denizi’ne kıyısı olan ülkeler, hem ABD ile iş birliğini derinleştiriyor hem de Çin ile ekonomik bağlarını koparmamaya özen gösteriyor. Bu hassas denge, bölgedeki diplomasi ve savunma politikalarının karmaşık yapısını ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve dış politika tercihleri açısından iki nedenden ötürü önem taşıyor. İlk olarak, Hint-Pasifik bölgesindeki gerilim, küresel tedarik zincirlerini ve deniz ticaretini doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin Akdeniz’den Pasifik’e uzanan bağlantıları, bu bölgedeki istikrarsızlıktan etkilenebilir. İkinci olarak, Türkiye’nin NATO içindeki konumu ve ABD ile stratejik ilişkileri, bu tür çok uluslu tatbikatlara ileride dahil olma olasılığını gündeme getirebilir. Her ne kadar Türkiye doğrudan bu tatbikata katılmamış olsa da, bölgesel güç dengesi değişiklikleri, Türkiye’nin Asya-Pasifik politikalarını ve Çin ile ilişkilerini şekillendirmede belirleyici olabilir. Ankara’nın hem ABD ile müttefiklik bağlarını sürdürme hem de Çin ile ekonomik iş birliğini derinleştirme arasında bir denge kurması gerekecek.