Japonya, derinleşen işgücü kıtlığına ve yabancı işçilere olan talebin artmasına rağmen son dönemde vize kurallarını ve düzenlemelerini sıkılaştırma yoluna gidiyor. Ülke, nüfusunun hızla yaşlanması ve doğum oranlarının düşmesiyle birlikte ciddi bir demografik krizle karşı karşıya. Ekonomik büyümeyi sürdürebilmek için yılda yüz binlerce yabancı işçiye ihtiyaç duyulmasına rağmen, toplumda ve siyasette yabancılara yönelik hoşnutsuzluk artıyor. Özellikle geçici işçi statüsündeki yabancılar, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve sosyal güvencelerin yetersizliği gibi sorunlarla boğuşuyor. Pek çok yabancı işçi, Japonya'da kendini hoş karşılanmış hissetmediğini ifade ediyor.
Yabancı işçi programlarının sıkılaştırılması
Japon hükümeti, 2019 yılında belirli sektörlerde yabancı işçi çalıştırmak için 'belirlenmiş vasıflı işçi' vizesi programını başlatmıştı. Ancak bu program, beklenen ilgiyi görmedi. Düşük ücretler ve sınırlı kariyer fırsatları, yabancı işçilerin Japonya'yı tercih etmemesine yol açtı. Bunun yerine Güney Kore, Tayvan ve Singapur gibi benzer demografik sorunlar yaşayan ülkeler, daha esnek vize politikalarıyla yabancı işçi çekmeyi başardı. Japonya'da ise özellikle inşaat, tarım, sağlık ve otelcilik sektörlerinde işgücü açığı kritik boyutlara ulaştı. Ancak hükümet, yabancı işçilerin topluma entegrasyonunu kolaylaştıracak adımlar atmakta yetersiz kalıyor. Dil engeli, kültürel farklılıklar ve ayrımcılık, yabancı işçilerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında.
İşverenler, artan maliyetler ve sıkı düzenlemeler nedeniyle yabancı işçi çalıştırmaktan kaçınıyor. Öte yandan, koronavirüs pandemisi sırasında sınırların kapanmasıyla birlikte mevcut yabancı işçilerin bir kısmı ülkeyi terk etti. Bu durum, işgücü açığını daha da derinleştirdi. Uzmanlar, Japonya'nın yabancı işçi politikasını kökten değiştirmezse ekonominin daralacağı ve birçok sektörün çöküşle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın yabancı işçi politikasındaki bu çelişki, Asya genelinde demografik dönüşümün yarattığı sorunların bir örneği olarak öne çıkıyor. Bölgedeki birçok gelişmiş ekonomi (Güney Kore, Singapur, Hong Kong) benzer zorluklarla karşı karşıya. Ancak bu ülkeler, Japon modeline kıyasla daha kapsayıcı politikalar izliyor. Örneğin Güney Kore, yabancı işçilere daha hızlı oturma izni ve vatandaşlık yolu sunarken, Singapur çok kültürlü bir toplum yapısını teşvik ediyor. Japonya'nın bu alandaki isteksizliği, küresel işgücü piyasasında rekabet gücünü azaltıyor. Aynı zamanda, Japonya'nın yabancı işçilere yönelik olumsuz tutumu, uluslararası alanda eleştiri konusu oluyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Japonya'yı işçi hakları konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu durum, Japonya'nın uluslararası itibarına da zarar veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın işgücü açığına rağmen yabancı işçilere kapalı bir toplum olma eğilimi, Türkiye gibi genç nüfusu olan ve dışarıya işgücü ihraç eden ülkeler için önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, benzer bir demografik dönüşüm sürecine girmeden önce, işgücü piyasasını esnekleştirmeli ve nitelikli yabancı işgücünü çekecek politikalar geliştirmelidir. Ayrıca, Japonya'nın deneyimi, göçmen işçilerin entegrasyonunun sadece ekonomik değil, toplumsal bir süreç olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin kendi işgücü açığını kapatmak için uygulayacağı politikaları, Japonya'nın hatalarından kaçınarak, kapsayıcı ve insan hakları temelli bir yaklaşımla şekillendirmesi faydalı olacaktır.