ABD ve İran askeri güçleri, Başkan Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirme tehdidinin ardından Salı günü erken saatlerde karşılıklı ateş açtı. Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada ABD Donanması'nın boğazdaki deniz ablukasını yeniden uygulayacağını ve geçiş yapan gemilerden yüzde 20 oranında geçiş ücreti almaya başlayacağını duyurmuştu. Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada, bu adımın İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı alındığı belirtilirken, Tahran yönetimi ise söz konusu kararı uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdi. İlk belirlemelere göre iki taraftan da ölü ya da yaralı bilgisi gelmezken, bölgedeki ticari gemi trafiğinde ciddi aksamalar yaşandığı bildiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30'u için hayati bir geçiş noktası. Umman Denizi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan 39 kilometre genişliğindeki bu dar su yolu, yıllardır ABD ile İran arasında gerilimin odağında yer alıyor. Trump yönetimi, İran'ı nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle sıkıştırmak için ekonomik yaptırımların yanı sıra askeri caydırıcılığı da kullanma stratejisini benimsemiş durumda. Son olarak Pazartesi günü Nevada'da düzenlenen bir mitingde konuşan Trump, 'İran'ın boğazı kapatma tehditlerine son vereceğiz. Biz orayı kontrol edeceğiz ve her geçen gemiden yüzde 20 pay alacağız. Bu para Amerikan halkına gidecek,' ifadelerini kullandı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu ise bu açıklamaya hemen yanıt verdi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alireza Tangsiri, 'Hürmüz Boğazı İran'ın egemenlik alanıdır. Hiçbir yabancı gücün buradan geçiş ücreti almasına izin vermeyeceğiz. Gerekirse boğazı tamamen kapatırız,' dedi. Bu açıklamaların ardından Salı sabahı erken saatlerde, ABD Donanması'na ait bir savaş gemisi boğazdan geçmeye çalışan bir İran sürat teknesini uyarı ateşiyle durdurdu. Ardından İran'a ait kıyı bataryaları, ABD gemisine yakın mesafede suya birkaç mermi attı. Olayda can kaybı olmadığı ancak bölgedeki tüm askeri birimlerin alarma geçtiği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki bu en son gerilim, küresel enerji piyasalarında derin bir endişeye yol açtı. Petrol fiyatları, haberin ardından varil başına 5 doların üzerinde yükselerek 95 dolar seviyesine çıktı. Analistler, eğer boğazdaki trafik tamamen durursa petrol fiyatlarının 120 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, petrol ihracatlarının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden yapıyor. Alternatif bir rota olarak Umman'daki boru hatları bulunsa da kapasite sınırlı. Çin, Japonya ve Hindistan gibi Asya ülkeleri, enerji ihtiyaçlarının önemli bir kısmını Körfez'den karşıladıkları için durumdan en çok etkilenecek ülkeler arasında.
Uluslararası toplum, iki ülkeyi itidal çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı aldı. ABD'nin müttefiki olan İngiltere ve Fransa, Trump'ın açıklamalarına temkinli yaklaşarak 'deniz trafiğinin serbestliği ilkesine zarar verilmemesi gerektiğini' vurguladı. Rusya ise ABD'yi provokasyon yapmakla suçlayarak İran'a destek sinyali verdi. Çin, hem ABD ile ticaret savaşı hem de İran'dan petrol ithalatı nedeniyle hassas bir denge gözetiyor. Bölgede yıllardır süren vekalet savaşlarının ardından doğrudan bir ABD-İran çatışması riski, tüm aktörler için endişe kaynağı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan bu gerginlik, Türkiye için hem enerji güvenliği hem de dış politika açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümünü Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlıyor. Boğazdaki olası bir kapanma veya geçiş maliyetlerinin artması, enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye'nin İran ile gelişmiş ticari ilişkileri ve iki ülke arasındaki enerji anlaşmaları, bu gerilimden doğrudan etkilenebilir. Dış politika açısından ise Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD'nin yanında yer almak ile İran'la pragmatik ilişkilerini sürdürmek arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacak. Özellikle Suriye ve Kafkasya'da İran'la ortak çıkarları olan Türkiye, bölgesel istikrarın bozulmasından en fazla zarar görecek ülkeler arasında yer alıyor.