ABD yönetimi, insanlık suçları ve savaş suçlarını kovuşturan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yeni yaptırımlar açıkladı. Bu hamle, Washington'un Lahey merkezli mahkemeye karşı son dönemdeki en sert adımı olarak kaydedildi. Yaptırımlar, UCM yetkililerinin ABD'deki mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarını içeriyor. Karar, ABD'nin UCM'nin kendisini ve müttefiklerini hedef alan soruşturmalarına duyduğu tepkinin bir parçası.
Gelişmenin arka planı
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını yargılama yetkisine sahip. ABD, Roma Statüsü'ne taraf olmasa da, UCM'nin Afganistan'daki Amerikan askerlerinin işlediği iddia edilen suçları soruşturma girişimi Washington'da rahatsızlık yarattı. 2020'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump, UCM Savcısı Fatou Bensouda ve diğer üst düzey yetkililere yaptırım uygulamıştı. Joe Biden yönetimi 2021'de bu yaptırımları kaldırdı ancak mahkemeyle ilişkiler gergin kaldı. Son yaptırımlar, UCM'nin İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin soruşturma başlatmasının ardından geldi. ABD, İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunurken, UCM'nin soruşturmasını siyasi olarak nitelendiriyor.
UCM, 2021'den bu yana Filistin topraklarında işlenen olası savaş suçları ve insanlık suçlarına dair ön inceleme yürütüyor. Mart 2023'te Savcı Karim Khan, soruşturmayı resmen başlattı. ABD Kongresi'nde her iki partiden de UCM'ye yönelik eleştiriler yükseldi; bazı senatörler mahkemeye yaptırım uygulanmasını talep etti. Yaptırımların, UCM'nin ABD vatandaşları ve müttefik ülke vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini kullanmasını engellemeyi amaçladığı belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptırımların UCM'nin bağımsızlığını hedef almadığını, sadece yetki aşımına karşı bir yanıt olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
UCM'ye yönelik ABD yaptırımları, uluslararası hukuk düzenine ve çok taraflı kurumlara yönelik daha geniş bir meydan okumanın parçası. Mahkeme, 123 üye ülke tarafından destekleniyor ve küresel adaletin temel taşlarından biri olarak görülüyor. Ancak ABD, Çin ve Rusya gibi büyük güçlerin UCM'ye taraf olmaması, mahkemenin etkinliğini zaten sınırlıyor. Yaptırımlar, UCM'nin soruşturma kapasitesini zayıflatabilir ve diğer ülkelerin mahkemeye karşı tutumunu etkileyebilir. Avrupa Birliği, yaptırımları endişeyle karşıladı ve UCM'nin bağımsızlığının korunması çağrısı yaptı. İnsan hakları örgütleri, yaptırımların mağdurlar için adalete erişimi kısıtlayacağını belirtiyor. Öte yandan, bazı Afrika ve Asya ülkeleri, UCM'nin Batılı güçlere karşı çifte standart uyguladığını öne sürerek yaptırımları dolaylı olarak destekleyebilir.
Türkiye, UCM'ye taraf değil ancak mahkemenin çalışmalarını yakından izliyor. Türkiye, Filistin sorununda UCM'nin soruşturmalarını destekleyen açıklamalar yapmıştı. ABD yaptırımları, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet sistemine bakışını etkileyebilir. Ayrıca, yaptırımların NATO içindeki birlik ruhuna zarar vermesi ve transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin UCM'ye yaptırım uygulaması, Türkiye'nin çok taraflılık ve uluslararası hukuk vurgusuyla çelişiyor. Türkiye, Filistin'de işlenen suçların hesap verebilirliği için UCM'yi önemli bir mekanizma olarak görüyor. Yaptırımlar, Türkiye'nin Batılı müttefikleriyle arasındaki güven açığını derinleştirebilir ve Ankara'nın adalet temelli dış politika söylemine malzeme sağlar. Ayrıca, ABD'nin tek taraflı yaptırım alışkanlığı, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı yaptırımlar bağlamında da dikkatle izleniyor. Türkiye, UCM'nin güçlendirilmesi ve reforme edilmesi yönünde diplomatik çaba sarf edebilir.