Birleşmiş Milletler bünyesindeki bağımsız uzmanlar, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yetkililerine yönelik yaptırım kararlarını "küstahça bir girişim" olarak tanımlayarak, bu adımın uluslararası hukuk sistemini parçalamayı hedeflediğini vurguladı. Uzmanlar, tüm hükümetlere mahkemenin bağımsızlığını savunma çağrısı yaparken, Avrupa Birliği'ni de yaptırımlara karşı Blokaj Tüzüğü'nü devreye sokmaya davet etti.
Gelişmenin Arka Planı
ABD yönetimi, UCM savcısı ve yargıçlarına yönelik ekonomik ve seyahat yasaklarını içeren yaptırım paketini geçtiğimiz hafta hayata geçirdi. Bu karar, UCM'nin Afganistan ve Filistin topraklarında işlenen olası savaş suçlarına ilişkin soruşturmaları sonrasında geldi. Washington, mahkemenin kendi askerlerini ve müttefiklerini hedef almasını "yetki aşımı" olarak değerlendiriyor. Ancak BM uzmanları, yaptırımların mahkemenin operasyonel kapasitesini felç etmeyi amaçladığını belirtiyor.
Uzmanlar ortak açıklamasında, "Bu yaptırımlar sadece UCM personelini değil, aynı zamanda mağdurlar için adalet arayan tüm uluslararası toplumu hedef alıyor" ifadelerine yer verdi. Yaptırımların, Roma Statüsü'ne taraf 123 ülkenin iradesine doğrudan bir saldırı olduğu vurgulandı. UCM, 2002'de kurulduğundan bu yana ilk kez bu ölçekte bir yaptırımla karşı karşıya.
Avrupa Birliği'nin 1996 tarihli Blokaj Tüzüğü, AB şirketlerinin ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına uymasını yasaklıyor. Uzmanlar, bu tüzüğün UCM'ye yönelik yaptırımlar için de uygulanması gerektiğini savunuyor. Aksi halde, Avrupa'daki bankalar ve işletmelerin ABD yaptırımlarına uymak zorunda kalarak mahkemeyle çalışamaz hale geleceği uyarısı yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin UCM karşıtı tutumu, Transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturdu. Avrupa başkentleri, yaptırımların uluslararası hukuk düzenine vereceği zarardan endişe duyuyor. Fransa ve Almanya, yaptırımlara karşı ortak bir diplomatik yanıt üzerinde çalışıyor. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi aktörler, ABD'nin tutumunu "çifte standart" olarak eleştirerek uluslararası arenada kendi etki alanlarını genişletmeye çalışabilir.
UCM'nin meşruiyeti, özellikle Global Güney ülkeleri için kritik önemde. Afrika, Latin Amerika ve Asya'daki birçok ülke, mahkemeyi uluslararası adaletin temel taşı olarak görüyor. ABD yaptırımları, bu ülkelerin mahkemeye olan güvenini sarsabilir ve alternatif adalet mekanizmaları arayışını hızlandırabilir. BM uzmanları, yaptırımların uzun vadede uluslararası ceza adaleti sistemini zayıflatacağı uyarısında bulunuyor.
Yaptırımların pratik etkileri şimdiden görülmeye başlandı. UCM personelinin banka hesapları dondurulabilir, seyahat özgürlükleri kısıtlanabilir. Mahkeme, soruşturmalarını yürütmek için gerekli finansal kaynaklara erişimde zorluk yaşayabilir. Bu durum, özellikle savaş suçları mağdurları için adaletin gecikmesi anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Roma Statüsü'ne taraf olmasa da UCM'nin uluslararası hukuktaki rolünü destekliyor. ABD yaptırımları, Türkiye'nin çok taraflılık vurgusuyla örtüşmüyor. Ancak Ankara, Batı ile ilişkilerinde denge gözetirken, UCM'nin PKK/YPG gibi terör örgütleriyle ilgili olası soruşturmalarında hassasiyet taşıyor. Yaptırımların uluslararası hukuku zayıflatması, Türkiye'nin bölgesel adalet arayışlarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Avrupa Birliği'nin Blokaj Tüzüğü'nü devreye sokmasını destekleyerek, hukukun üstünlüğü mesajı verebilir.