ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, ulusal güvenlik politikasının merkezine bilim ve teknolojiyi yerleştiren yeni bir strateji belgesi yayımladı. Beyaz Saray tarafından bu hafta başında kamuoyuyla paylaşılan Ulusal Güvenlik Bilim ve Teknoloji Stratejisi (NSSTS), 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni (NSS) desteklemek ve uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlandı. Belge, Kongre'nin talebi doğrultusunda, ABD'nin küresel rekabette teknolojik üstünlüğünü sürdürmesini ve bu alanda ortaya çıkan fırsatları ulusal güvenlik çıkarlarına dönüştürmesini hedefliyor.
Stratejinin Temel Öncelikleri
Strateji belgesinde, ABD'nin bilim ve teknoloji alanındaki ekosisteminin güçlendirilmesi, kritik ve gelişmekte olan teknolojilere yatırım yapılması ve bu alanlarda uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi ana öncelikler olarak sıralanıyor. Belgede özellikle yapay zeka, kuantum bilişim, biyoteknoloji, yarı iletkenler ve gelişmiş enerji sistemleri gibi kritik teknolojilere vurgu yapılıyor. Bu teknolojilerin sadece ekonomik büyüme için değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin sağlanması açısından da hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.
Beyaz Saray, yayımladığı yazılı açıklamada, bu stratejinin ABD'nin bilim ve teknoloji alanındaki ulusal güvenlik yaklaşımını ilk kez kapsamlı bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Açıklamada, teknolojinin güvenlik, diplomasi ve ekonomik refahın kesişim noktasında yer aldığına dikkat çekilerek, bu stratejinin ABD'nin küresel liderliğini sürdürmesi ve müttefikleriyle birlikte ortak zorlukların üstesinden gelmesi için bir yol haritası sunduğu kaydedildi.
Stratejide, federal hükümetin araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamalarının koordinasyonu, kamu-özel sektör ortaklıklarının güçlendirilmesi ve yetenekli iş gücünün oluşturulması gibi konulara da geniş yer veriliyor. Ayrıca, teknolojik yeniliklerin etik ilkeler çerçevesinde geliştirilmesi ve insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor. Belgede, teknoloji transferi ve ihracat kontrolleri gibi alanlarda da dengeli bir politika izleneceği ifade ediliyor.
Küresel Rekabet ve İş Birliği Boyutu
Yeni strateji, özellikle Çin ve Rusya ile artan teknolojik rekabete dikkat çekiyor. Belgede, bu ülkelerin teknolojiyi baskı ve otoriter yönetimleri güçlendirmek için kullandıkları belirtilerek, ABD'nin demokratik değerlere dayalı bir teknoloji ekosistemi inşa etmesi gerektiği savunuluyor. Bu bağlamda, müttefik ülkelerle bilgi paylaşımı ve ortak Ar-Ge projeleri gibi alanlarda iş birliğinin artırılması hedefleniyor. ABD'nin özellikle Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore ve NATO müttefikleriyle kurduğu teknoloji ortaklıklarının daha da derinleştirilmesi bekleniyor.
Uzmanlar, bu stratejinin, ABD'nin teknolojiyi bir güç unsuru olarak ulusal güvenlik politikasının merkezine yerleştirdiğini gösterdiğini belirtiyor. Yeni belge, 2022'de yürürlüğe giren ve yarı iletken üretimini teşvik eden CHIPS ve Bilim Yasası ile İklim Değişikliği ve Sağlık alanlarındaki diğer yasalarla da uyumlu bir çerçeve çiziyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu stratejinin bir sonraki adımının, belirlenen öncelikler doğrultusunda eylem planları hazırlamak ve uygulamak olduğu kaydedildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bilim ve teknoloji alanındaki bu yeni stratejisi, Türkiye'yi doğrudan bağlamamakla birlikte, küresel teknoloji rekabetini derinleştirebilecek önemli bir gelişmedir. Türkiye, özellikle yapay zeka ve askeri teknolojiler alanında kendi atılımlarını yaparken, ABD'nin bu hamlesi, teknoloji transferi ve ihracat kontrolleri gibi konularda yeni kısıtlamalar getirilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Öte yandan, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak bu strateji çerçevesinde ABD ile iş birliği fırsatlarını değerlendirmesi ve kendi teknoloji ekosistemini güçlendirmesi, ulusal güvenliği açısından kritik önem taşıyor.