ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanma yetkisini sınırlayan bir kararı kabul etti. 224'e karşı 224 oyla kabul edilen karar, dört Cumhuriyetçi vekilin de Demokratlarla birlikte oy kullanmasıyla nadir görülen bir parti içi itaatsizlik örneği sergiledi. Ancak bu oylama, Beyaz Saray'ın İran'la tırmanan geriliminde Kongre'nin gerçek anlamda bir fren mekanizması olup olamayacağı sorusunu gündeme getirdi. Karar, bağlayıcı olmaktan ziyade sembolik bir nitelik taşıyor ve Trump'ın veto tehdidiyle karşı karşıya.
Gelişmenin arka planı: Süleymani suikastı ve tırmanan gerilim
Karar, ABD'nin 3 Ocak'ta Bağdat'ta İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından geldi. Suikast, İran'ın misilleme olarak ABD üslerine füze saldırısı düzenlemesine yol açtı ve iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Trump yönetimi, saldırının "yakın bir saldırıyı önlemek" için yapıldığını savunurken, Kongre'deki pek çok milletvekili bu gerekçeyi yetersiz buldu ve başkanın savaş yetkisini sorguladı.
Anayasa'ya göre savaş ilan etme yetkisi Kongre'ye ait olsa da, başkanlar onlarca yıldır askeri harekatlar için 2001 tarihli Terörizme Karşı Kullanılan Askeri Güç Yetkisi (AUMF) veya 2002 Irak Savaşı Yetkisi gibi geniş yetki yasalarına dayanıyor. Bu karar, Trump'ı İran'a yönelik düşmanca eylemlerde bulunmaktan alıkoymayı amaçlıyor, ancak mevcut saldırıları durdurma gücü yok. Ayrıca, meclisin aynı kararı daha önce de aldığı ancak Senato'da takılı kaldığı biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sembolik bir fren mi, yoksa gerçek bir caydırıcılık mı?
Kararın sembolik etkisi büyük olsa da, pratikte Trump'ın İran'a yönelik politikasını değiştirmesi pek olası görünmüyor. Beyaz Saray, kararı "siyasi bir oyun" olarak nitelendirirken, Trump daha önce benzer kararları veto edeceğini açıklamıştı. Senato'da Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde tutması, kararın yasalaşmasını neredeyse imkansız kılıyor. Öte yandan, kararın kabulü, Kongre'de savaş yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik artan huzursuzluğu yansıtıyor. Iran'ın nükleer programına ilişkin endişeler ve Suudi Arabistan ile Yemen'deki vekalet savaşları, bölgesel istikrarsızlığı körüklüyor. Avrupa Birliği, İran'la diyaloğu teşvik ederken, Rusya ve Çin, ABD'nin askeri müdahalelerine karşı çıkıyor. Kararın, uluslararası toplumda ABD'nin müttefikleri nezdinde güvenilirliğini zedelediği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması ve bölgesel güvenlik dinamikleri nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkileniyor. Süleymani suikastının ardından tırmanan gerilim, Türkiye'nin güney sınırında daha fazla istikrarsızlık riskini beraberinde getirdi. Ankara, askeri çatışmanın bölgeye yayılmasını engellemek için hem Washington hem de Tahran'la diplomasi yürütüyor. ABD Kongresi'ndeki bu sembolik karar, bağlayıcı olmasa da, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu "savaşın diplomasiyle önlenmesi" yaklaşımını dolaylı olarak destekliyor. Türkiye, İran'la enerji ticareti ve göçmen akışı gibi konularda hassas bir denge kurmaya çalışırken, ABD'nin herhangi bir askeri harekatı bu dengeyi bozabilir. Kararın bağlayıcı olmaması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarları açısından belirsizliği sürdürüyor; ancak Kongre'deki bu duruş, Trump yönetiminin tek taraflı askeri müdahale iştahını bir miktar sınırlayabilir.