ABD Temsilciler Meclisi'nin hazırladığı 2026 mali yılı savunma politikası tasarısı, Trump yönetiminin öncelikli savunma projelerini kapsam dışı bırakıyor. Tasarı, özellikle uyum yasası (reconciliation) kapsamında beklenen ek bütçe kalemlerini içermiyor. Bu durum, Beyaz Saray'ın savunma harcamalarında artış talep ettiği bir dönemde, Kongre ile yürütme arasındaki bütçe gerilimini yeniden alevlendirdi.
Tasarının Kapsamı ve Eksik Bıraktığı Alanlar
Meclis Silahlı Hizmetler Komitesi tarafından hazırlanan tasarı, Amerikan askeri gücünün modernizasyonu için bazı önemli yatırımları içerse de, özellikle Trump yönetiminin ısrarla savunduğu füze savunma sistemleri ve yeni nesil nükleer caydırıcılık programlarına yeterli kaynak ayırmamış durumda. Tasarının en dikkat çekici yanı, Cumhuriyetçilerin bütçe uyum süreci (reconciliation) ile sağlamayı umduğu ek fonların hiçbirine yer vermemesi. Bu fonlar, Trump'ın 'Büyük Amerika Kalkanı' olarak tanımladığı füze savunma nişangahı için kritik önem taşıyordu.
Komite üyeleri, mevcut bütçe kısıtlamaları altında daha sürdürülebilir bir harcama planı hazırladıklarını belirtirken, Beyaz Saray sözcüleri tasarının 'kaynak ihtiyacını karşılamaktan uzak' olduğunu savunuyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde Çin'in artan askeri kapasitesi karşısında ABD'nin Caydırıcılık Yeteneği'nin zayıflayabileceği endişesi, tasarıya yönelik eleştirilerin odağında yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'nin küresel askeri taahhütleri ve NATO müttefikleriyle paylaştığı yük paylaşımı tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Avrupalı müttefikler, Amerikan savunma bütçesindeki belirsizliklerin Avrupa'nın güvenlik mimarisine olumsuz yansıyacağını düşünüyor. Özellikle Doğu Avrupa'da Rusya tehdidine karşı oluşturulan ileri karakol gücünün finansmanı, tasarıda net bir çerçeveye oturtulmamış durumda.
Asya-Pasifik'te ise Japonya ve Güney Kore gibi müttefikler, ABD'nin bölgedeki varlığını sürdürülebilir kılacak kaynak ayrılıp ayrılmayacağını merakla izliyor. Çin'in Tayvan'a yönelik baskılarını artırdığı bir dönemde, Meclis'in bu tutumu Washington'ın taahhütlerine gölge düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD savunma bütçesindeki bu daralma, Türkiye'yi iki açıdan etkileyebilir. Birincisi, NATO'nun kolektif savunma harcamalarında ABD payının düşmesi durumunda, Türkiye'nin üzerindeki yük paylaşımı baskısı artabilir. İkincisi, Trump yönetiminin öncelik verdiği füze savunma sistemlerine kaynak ayrılmaması, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 sistemlerine alternatif Amerikan çözümleri (Patriot gibi) için siyasi zemini daraltabilir. Ayrıca, F-35 programı ve Türkiye'nin bu programa yeniden entegrasyonu olasılığı, bütçe kısıtları nedeniyle daha da uzak bir ihtimal haline gelebilir. Türkiye, mevcut jeopolitik riskler karşısında bu gelişmeyi dikkatle takip etmeli ve savunma sanayiinde alternatif tedarik stratejilerini masada tutmalıdır.