ABD Temsilciler Meclisi, tarihinin en büyük savunma harcaması paketi olan 1.15 trilyon dolar tutarındaki 2027 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nı (NDAA) kabul etti. Geleneksel olarak iki partinin geniş desteğini alan bu tür yasalar, bu kez 216-212 gibi son derece dar bir farkla geçti. Bu durum, Başkan Donald Trump yönetiminde artan siyasi kutuplaşmanın açık bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Yasa, silahlı kuvvetlerin modernizasyonu, askeri personel maaşları ve yeni savunma teknolojileri için devasa kaynaklar öngörüyor.
Yasanın arka planı ve içeriği
NDAA, ABD'nin ulusal güvenlik önceliklerini belirleyen yıllık bir yasa olup, bu yıl 1.15 trilyon dolarlık rekor bir bütçeyle dikkat çekiyor. Yasa tasarısı, özellikle Çin ve Rusya'ya karşı caydırıcılığı artırmayı, yeni nükleer silah sistemleri geliştirmeyi ve Hint-Pasifik bölgesindeki askeri varlığı güçlendirmeyi hedefliyor. Temsilciler Meclisi'ndeki oylamada, Demokratların önemli bir kısmı yasaya karşı çıkarken, Cumhuriyetçiler nispeten daha büyük bir destek verdi. Ancak, Cumhuriyetçi saflarda da bütçenin büyüklüğüne yönelik eleştiriler yükseldi.
Yasa ayrıca, askeri personel için %5.2'lik bir maaş artışı, yeni savaş uçağı ve gemi siparişleri ile yapay zeka ve siber güvenlik alanlarında yatırımlar içeriyor. Bütçenin bir kısmı, Ukrayna ve İsrail'e yönelik askeri yardımları da kapsıyor. Ancak, bu harcamaların ülkenin artan borç yüküne etkisi konusunda endişeler dile getiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu rekor savunma bütçesi, küresel güç dengesi açısından kritik bir sinyal olarak algılanıyor. Özellikle Çin'in askeri modernizasyonu ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı bağlamında, Washington'un caydırıcılık kapasitesini artırma çabaları, Asya-Pasifik ve Avrupa'da yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. NATO müttefikleri, ABD'nin taahhütlerini yerine getireceğine dair mesajı olumlu karşılarken, Çin ve Rusya bu adımı eleştirdi. Bütçenin büyüklüğü, ABD'nin askeri üstünlüğünü koruma kararlılığını gösterse de, iç siyasetteki derin bölünmeler, uzun vadeli bir ulusal güvenlik stratejisinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bu devasa savunma bütçesi, Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da, bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileyecek potansiyele sahiptir. Yasa kapsamındaki Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'ya yönelik harcamalar, Türkiye'nin çıkarlarıyla kesişebilir. Özellikle Yunanistan'a yönelik askeri denge unsurları ve Suriye'deki PYD/YPG desteği, Türk dış politikası açısından hassas konulardır. Ayrıca, ABD'nin bütçe kısıtlamaları nedeniyle F-35 programındaki gecikmeler veya Patriot hava savunma sistemleri konusundaki tutumu, Türkiye'nin savunma sanayii stratejilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bu gelişmeyi kendi askeri modernizasyon planları ve NATO içindeki konumu açısından yakından takip etmelidir.