ABD Hazine tahvilleri, art arda açıklanan iki yumuşak enflasyon verisinin ardından ikinci gününde de yükselişini sürdürdü. Perşembe günü açıklanan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verisinin beklentilerin altında kalması, Çarşamba günü gelen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisindeki yavaşlamayı teyit ederek piyasalarda iyimserliği artırdı. Yatırımcılar, bu verilerin ABD'de enflasyonun tepe noktasına ulaştığına ve Federal Rezerv'in (Fed) faiz artırma ihtiyacının azalabileceğine işaret ettiğini düşünüyor. Tahvil getirilerindeki düşüş, hisse senedi piyasalarında da olumlu bir havaya yol açtı; S&P 500 endeksi yüzde 1,1, Nasdaq Bileşik endeksi ise yüzde 1,5 değer kazandı.
Enflasyon Verileri ve Piyasalar Üzerindeki Etkisi
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Kasım ayında TÜFE yıllık bazda yüzde 7,1 artarak, Ekim ayındaki yüzde 7,7'lik artışın altında kaldı ve piyasa beklentilerinin (yüzde 7,3) altında gerçekleşti. Çekirdek TÜFE (gıda ve enerji hariç) ise yıllık yüzde 6,0 ile beklentilerin biraz üzerinde olmasına rağmen yine de düşüş eğilimini korudu. Perşembe günü açıklanan ÜFE, aylık bazda yüzde 0,3 artışla beklenen yüzde 0,5'in oldukça gerisinde kaldı. Yıllık ÜFE ise yüzde 7,4 ile bir önceki ayın yüzde 8,1'ine kıyasla belirgin bir yavaşlama gösterdi.
Bu veriler, enflasyonun Fed'in hedeflediği yüzde 2 seviyesine dönüş yolunda umut verici bir tablo çiziyor. Ancak uzmanlar, enflasyonun kalıcılığı konusunda temkinli olunması gerektiğini belirtiyor. Hizmet sektörü enflasyonu ve işgücü maliyetleri hala yüksek seyrediyor; bu da Fed'in faiz artırım döngüsünü erken sonlandırmak istemeyebileceği anlamına geliyor. Piyasalar şu anda 14 Aralık'ta yapılacak Fed toplantısında 50 baz puanlık bir faiz artışını yüzde 90'ın üzerinde fiyatlarken, Mart 2023'te bir ara verilmesi ihtimalini de giderek daha fazla fiyatlıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'deki enflasyon görünümü, küresel piyasalar için kritik öneme sahip. Dünyanın en büyük ekonomisindeki yavaşlama, diğer merkez bankalarının da faiz politikalarını etkileyebilir. Euro Bölgesi'nde de enflasyonun yavaşlamaya başlaması, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) daha az agresif bir politika izlemesine olanak tanıyabilir. Ancak ECB'nin, enflasyonla mücadelede Fed'in gerisinde olduğu ve faiz artırımlarına devam etmesi beklendiği için, doların zayıflaması euronun değer kazanmasına neden olabilir. Gelişmekte olan ülkeler için, ABD faizlerinin zirve yapması ve doların gerilemesi, sermaye akımlarını canlandırabilir ve yerel para birimleri üzerindeki baskıyı azaltabilir. Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden ülkeler için, küresel finansal koşulların yumuşaması, dış finansman ihtiyacını bir nebze olsun hafifletebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yüksek enflasyon ve cari açık sorunlarıyla boğuşurken, ABD'de faiz artırım beklentilerinin azalması, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarını artırabilir. Bu, Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletebilecek olsa da, Türkiye'nin kendine özgü riskleri (düşük rezervler, yüksek dış borç, kur korumalı mevduat uygulaması) nedeniyle bu etki sınırlı kalabilir. Ayrıca, Fed'in faiz artırım döngüsünün sona ermesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimlerine devam etmesi için bir alan yaratabilir. Ancak bu durum, enflasyonun daha da yükselmesine yol açarak uzun vadede riskleri artırabilir. Dolayısıyla, Türkiye için küresel konjonktürün yumuşaması kısa vadede olumlu olsa da, yapısal sorunlar nedeniyle bu iyimserliğin kalıcı olması zor görünüyor.