Küresel tahvil getirileri 2008 finansal krizinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. ABD 30 yıllık Hazine tahvil getirisi, Hazine Bakanı Scott Bessent'in bakanlığın tahvil geri alım programında sürpriz bir artış açıklamasından ve Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole'daki şahin tonlu konuşmasından hemen önce %5'i gördü. Peki bu keskin yükselişi ne tetikliyor?
Yükselişin Arka Planı: Devlet Borçlanma Dalgası ve Şahin Merkez Bankası
ABD Hazine Bakanlığı, pandemi döneminde şişen bilançosunu dengelemek ve altyapı harcamalarını finanse etmek için rekor düzeyde tahvil ihraç etmeye devam ediyor. Artan arz, yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesine yol açıyor. Öte yandan Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyrettiğini belirterek faiz indirimlerine kapıyı kapatmadı; hatta gerektiğinde daha fazla sıkılaştırma sinyali verdi. Bu mesaj, piyasalardaki faiz indirimi beklentilerini erteleyerek tahvil getirilerini yukarı itti. Hazine Bakanı Bessent'in geri alım programını genişletme kararı ise likidite endişelerini hafifletmeye yönelik bir adım olarak yorumlandı ancak getiriler üzerindeki baskıyı tam olarak kaldıramadı.
Analistler, yükselişin sadece ABD'ye özgü olmadığını, Almanya, İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde de benzer bir eğilim görüldüğünü vurguluyor. Küresel borç seviyeleri tarihsel zirvelerde ve merkez bankaları bilançolarını küçültürken piyasaların bu tahvil arzını emmesi giderek zorlaşıyor. Bu durum, devletlerin borçlanma maliyetlerini artırarak bütçe açıklarını daha da derinleştirebilir.
Küresel Boyut: Gelişmekte Olan Piyasalar ve Sermaye Akımları
ABD tahvil getirilerindeki artış, küresel sermaye akımlarını doğrudan etkiliyor. Yüksek getirili ABD tahvilleri, gelişmekte olan ülke piyasalarından sermaye çıkışını hızlandırabilir. Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için bu, borçlanma maliyetlerinin artması ve para birimleri üzerinde baskı oluşması anlamına geliyor. Ayrıca, emtia fiyatları ve küresel büyüme beklentileri de bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Fed'in şahin duruşu, doların güçlenmesine yol açarak ABD ihracatını zorlaştırabilir ve ticaret ortaklarıyla gerilimi artırabilir.
Jackson Hole sempozyumu, merkez bankacılarının politika yönlendirmesi açısından kritik bir platform. Warsh'ın konuşması, piyasalarda 'daha uzun süre yüksek faiz' senaryosunu güçlendirdi. Bessent'in geri alım hamlesi ise Hazine'nin piyasa istikrarını sağlama çabası olarak okunuyor ancak etkisi sınırlı kalabilir. Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, getirilerin seyrini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, Türkiye ekonomisi için önemli riskler barındırıyor. Küresel risk iştahının azalması, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir ve TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Ayrıca, Fed'in sıkılaştırıcı politikası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz politikasını daha da zorlaştırabilir. Ancak, Türkiye'nin son dönemde attığı normalleşme adımları ve rezerv birikimi, bu tür şoklara karşı dayanıklılığı artırabilir. Yine de küresel borçlanma koşullarındaki bozulma, doğrudan yabancı yatırım ve portföy girişlerini olumsuz etkileyerek büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.