ABD Senatörü Bernie Sanders, İsrail yanlısı lobi grubu AIPAC'in (Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi) Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetine eleştirel yaklaşan adayları yenmek için 233 milyon dolar harcamayı planladığını duyurdu. Sanders, grubun Michigan'daki Senato ön seçimlerinde Abdul El-Sayed'ı yenmek için 33 milyon dolar harcadığını ancak bu çabanın başarısız olduğunu belirtti. Bu açıklama, ABD siyasetinde İsrail politikalarının ne denli merkezi bir tartışma haline geldiğini gözler önüne seriyor.
Arka Plan: AIPAC'in Seçim Harcamaları ve El-Sayed Kampanyası
Bernie Sanders, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, AIPAC'in 2024 seçim döngüsünde Netanyahu hükümetini eleştiren adayları hedef alacağını ve bu amaçla 233 milyon dolarlık bir bütçe ayırdığını ifade etti. Sanders, "AIPAC, Netanyahu'nun savaş makinesini savunan adayları desteklemek için 233 milyon dolar harcayacak. Bu, demokrasimize yapılmış bir saldırıdır" dedi. AIPAC ise doğrudan bir yanıt vermedi; ancak grup daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'in güvenliğini destekleyen adayları desteklediğini belirtmişti.
Michigan'da yapılan Senato ön seçimlerinde AIPAC'in desteklediği adayın karşısında yer alan Abdul El-Sayed, Filistin yanlısı tutumuyla biliniyor. AIPAC, El-Sayed'ı yenmek için 33 milyon dolar harcadı ancak El-Sayed seçimi kazandı. Bu sonuç, lobi grubunun her zaman istediği sonucu alamadığını gösteriyor. Yine de AIPAC'in bu kadar büyük bir bütçeyi seçimlere ayırması, İsrail karşıtı veya Netanyahu eleştirmeni adayların önünü kesmeye yönelik ciddi bir strateji izlediğini ortaya koyuyor.
Sanders, AIPAC'in harcamalarının sadece Michigan ile sınırlı olmadığını, ülke genelinde benzer kampanyalar yürüteceğini vurguladı. Özellikle genç, ilerici ve Filistin haklarını savunan adaylara karşı bu kaynağın kullanılacağını belirtti. Bu durum, ABD siyasetinde İsrail lobisinin etkisine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AIPAC'in bu hamlesi, ABD-İsrail ilişkilerinin iç siyasete yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonları sonrası ABD'de İsrail'e yönelik eleştiriler artmış, Demokrat Parti içinde Filistin yanlısı sesler yükselmişti. AIPAC, İsrail'in güvenliğini destekleyen adayları finanse ederek bu eğilimi dengede tutmaya çalışıyor. Ancak Sanders gibi etkili isimlerin karşı çıkması, lobinin etkisinin sorgulanmasına yol açıyor.
233 milyon dolarlık harcama planı, ABD seçim sisteminde para ve lobicilik ilişkisini bir kez daha gündeme getiriyor. Bu tür büyük harcamalar, seçmen iradesinin dışarıdan müdahaleyle şekillendirilmesi endişesini doğuruyor. Ayrıca, İsrail karşıtı tutumun ABD'de ana akımda yükselişi, İsrail'in uluslararası meşruiyetini de etkiliyor. Avrupa ve Orta Doğu'da da benzer lobi faaliyetleri tartışılıyor; ancak ABD'deki ölçek çok daha büyük.
Bu gelişme, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Demokrat Parti içindeki bölünmeyi de gözler önüne seriyor. Biden yönetimi İsrail'e desteğini sürdürürken, parti tabanında özellikle genç seçmenler arasında İsrail karşıtlığı artıyor. AIPAC'in bu harcamaları, partinin geleceğini ve ABD'nin Orta Doğu politikasını şekillendirecek bir faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AIPAC'in Netanyahu karşıtı adayları hedef alması, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde dolaylı bir etki yaratabilir. Türkiye, İsrail'in Gazze politikalarını eleştiren ve Filistin davasını destekleyen bir tutum sergiliyor. ABD'de İsrail lobisinin seçimlere müdahalesi, Türkiye'nin Washington'daki müttefiklerini ve karşıtlarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD Kongresi'ndeki İsrail yanlısı blokla yaşadığı sorunlar (örneğin F-16 satışı) bu tür lobi faaliyetleriyle daha da karmaşıklaşabilir. Uzun vadede, ABD'de İsrail karşıtlığının artması, Türkiye'nin lehine bir ortam yaratabilir; ancak kısa vadede lobi etkisi devam ediyor.