ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Pasifik'teki askeri varlığını genişletme çabaları, Guam adasında yıllardır süren çevre kirliliği, kültürel erozyon ve sağlık sorunlarına dair çarpıcı bir uyarıyı gündeme getirdi. The Intercept'te yayımlanan habere göre, Guam halkı onlarca yıldır askeri üslerin yol açtığı çevresel tahribatın bedelini ödüyor; benzer bir kaderin diğer Pasifik adalarını da bekleyebileceği belirtiliyor. ABD'nin bölgedeki askeri genişlemesi, Çin'e karşı stratejik hamle olarak sunulurken, yerel topluluklar üzerindeki yıkıcı etkiler göz ardı ediliyor.
Guam'da Askeri Varlığın Gölgesinde Bir Halk
Guam, ABD'nin Pasifik'teki en önemli askeri üslerinden birine ev sahipliği yapıyor. Ada, yüzölçümünün yaklaşık üçte birinin ABD ordusu tarafından kullanıldığı bir bölge. Ancak bu stratejik konum, Guam'ın yerli halkı Çamorrolar için ağır bir miras bıraktı. Habere göre, askeri faaliyetler nedeniyle adada geniş çaplı ormansızlaşma, toprak ve su kirliliği, ayrıca yeraltı sularının kimyasal maddelerle kirlenmesi gibi sorunlar yaşanıyor. ABD ordusunun adada bıraktığı atıklar arasında patlayıcı maddeler, ağır metaller ve petrol ürünleri bulunuyor. Bu kirlilik, yerel halkın sağlığını doğrudan tehdit ediyor; kanser ve diğer hastalık oranlarında artış olduğu belirtiliyor.
Öte yandan, askeri üslerin genişlemesi için el konulan araziler, Çamorro halkının geleneksel geçim kaynaklarını yok etti. Balıkçılık ve tarım yapılamaz hale gelen bölgelerde yaşayanlar, kültürel bağlarını da yitirdi. The Intercept'in aktardığına göre, Guam'da halihazırda 20 binden fazla askeri personel ve aileleri bulunuyor; bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artması planlanıyor. Pentagon, Çin'in artan askeri gücüne karşı Pasifik'te "güç projeksiyonu" hedefiyle Guam'daki tesislerini modernize ediyor ve yeni üsler inşa ediyor.
Pasifik'te Yeni Hedefler: Diğer Adalar Tehdit Altında
ABD'nin askeri genişleme planları sadece Guam ile sınırlı değil. Bölgedeki diğer adalar da benzer baskılarla karşı karşıya. Özellikle Kuzey Mariana Adaları, Palau, Marshall Adaları ve Mikronezya gibi ülkeler, ABD ile yapılan savunma anlaşmaları çerçevesinde askeri tesislere ev sahipliği yapmaya zorlanıyor. Bu ülkelerin ekonomik bağımlılığı, ABD'nin askeri taleplerini kabul etmelerini kolaylaştırıyor. Ancak Guam örneği, bu tür bir askeri varlığın uzun vadede çevresel ve kültürel yıkıma yol açabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar, ABD'nin Pasifik'teki askeri genişlemesinin yalnızca Çin'e karşı bir hamle olmadığını, aynı zamanda bölgedeki egemenlik haklarını ve yerel halkların yaşam alanlarını tehdit ettiğini vurguluyor. The Intercept, Guam'daki durumun diğer Pasifik adaları için bir uyarı niteliği taşıdığını yazıyor. Zira ABD, bölgede askeri varlığını artırırken, yerel halkların sesi genellikle duyulmuyor; çevresel ve sosyal etkiler göz ardı ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Guam'daki askeri genişlemesi ve Pasifik'te artan varlığı, küresel güç dengeleri açısından önemli bir gösterge. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de benzer askeri yığınaklarla karşı karşıya. ABD'nin Çin'e karşı Pasifik'te attığı adımlar, NATO içindeki dayanışmayı ve ABD'nin müttefiklerine yönelik tutumunu etkiliyor. Ayrıca, askeri üslerin ev sahibi ülkelerde yol açtığı çevresel tahribat, Türkiye'nin kendi topraklarındaki yabancı askeri varlıklar konusundaki hassasiyetini artırabilir. Bu gelişme, uluslararası hukuk ve egemenlik ilkeleri açısından dersler içeriyor.