ABD'de milyonlarca insan, sel riskini doğru bir şekilde değerlendiremeyen güncelliğini yitirmiş verilere dayanan haritalar nedeniyle tehlikede. Federal Acil Durum Yönetim Ajansı'nın (FEMA) sel haritaları, büyük ölçüde 1970'lerden bu yana değişmeyen yağış verilerine dayanıyor. Bu durum, iklim değişikliğiyle birlikte artan şiddetli yağışlar ve yükselen deniz seviyeleri karşısında, toplulukların gerçek riski anlamasını engelliyor. Uzmanlar, mevcut sistemin insanları yanılttığını ve gereksiz can kayıplarına neden olduğunu vurguluyor.
Arka Plan: Eskiyen Veriler ve Artan Risk
FEMA'nın sel haritalarının temelini oluşturan NOAA'nın 'Atlas 14' yağış sıklığı analizi, birçok bölge için hâlâ 1970'lerde toplanan verilere dayanıyor. Özellikle Kaliforniya, Teksas ve Ortabatı'da yıllardır güncelleme yapılmadı. Oysa iklim değişikliği, atmosferin daha fazla nem tutmasına yol açarak birkaç saatte düşen yağış miktarını tarihsel ortalamaların çok üzerine çıkarıyor. Örneğin, 2021'de New York'ta Ida Kasırgası'nın kalıntıları, şehrin altyapısının kaldıramayacağı bir yağışa neden olmuş ve onlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştı. FEMA'nın haritaları, bu tür 'ani sel' olaylarını yeterince yansıtmıyor.
Bununla birlikte, Kongre'nin 2022'de 'Sel Sigortası Yasası' ile yaptığı reformlar, FEMA'yı haritaları güncellemeye zorluyor. Ancak bu süreç maliyetli ve zaman alıcı. Ajans, yeni teknolojiler ve LIDAR taramaları kullanmaya başlamış olsa da, mevcut haritaların sadece yüzde 40'ının güncel olduğu tahmin ediliyor. Bu da milyonlarca ev sahibinin sel sigortası primlerini düşük ödemesine, ancak gerçek risk altında olmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Dünya da Aynı Sorunla Karşı Karşıya
ABD'deki bu durum, aslında küresel bir sorunun yansıması. Dünya genelinde birçok ülke, sel risk haritalarını oluştururken on yıllar öncesine ait veri setlerini kullanıyor. İklim değişikliği modellerinin öngörüleri ise, gelecekte sel olaylarının hem sıklığının hem de şiddetinin artacağını gösteriyor. Avrupa'da 2021'de Almanya ve Belçika'da yaşanan sel felaketleri, güncel olmayan risk haritalarının ne kadar ölümcül sonuçlar doğurabileceğini kanıtladı. Uzmanlar, ülkelerin verilerini sürekli güncellemesi ve iklim senaryolarını entegre etmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, sigorta şirketleri ve gayrimenkul sektörü de bu haritalara güvendiği için, yanlış bilgiler milyarlarca dolarlık yanlış yatırımlara neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için de kritik öneme sahip. İklim değişikliğine bağlı olarak Türkiye'de de ani seller ve taşkınlar artarken, sel risk haritalarının büyük ölçüde eski verilere dayandığı biliniyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi ve İstanbul gibi yoğun nüfuslu alanlarda yapılaşma, güncel olmayan risk analizleriyle sürüyor. Türkiye'nin, ABD'nin yaşadığı bu sorundan ders çıkararak ulusal sel haritalarını güncel iklim modelleriyle hızla yenilemesi gerekiyor. Aksi takdirde, can kayıpları ve ekonomik kayıplar kaçınılmaz olacak.