ABD’de Kasım ayındaki başkanlık seçimlerine kısa bir süre kala, yapılan son kamuoyu yoklamaları seçmenlerin eski Başkan Donald Trump’a olan desteğinin hızla eridiğini gösteriyor. Özellikle ekonomi ve güvenlik alanlarındaki belirsizlikler, bağımsız seçmenleri Biden yönetimine yaklaştırırken, Trump’ın agresif söylemleri tabanını daraltıyor. Siyasi analistlere göre, bu eğilim seçim sonucunu belirleyebilir.
Ekonomik Kaygılar ve Seçmen Tercihi
Son altı ayda yapılan anketler, Amerikalıların ekonomik durumdan duyduğu memnuniyetsizliğin giderek arttığını ortaya koyuyor. Trump döneminde uygulanan vergi indirimleri ve deregülasyon politikalarına rağmen, enflasyon ve işsizlik oranlarındaki artış, seçmenlerin mevcut yönetime yönelmesine neden oluyor. Özellikle genç seçmenler ve orta gelirli aileler, Biden’ın altyapı yatırımları ve sosyal güvenlik programlarını daha ikna edici buluyor.
Trump’ın ticaret savaşları ve Çin’e yönelik sert söylemleri, tarım ve teknoloji sektörlerinde belirsizlik yaratmıştı. Bu belirsizlik, üretici fiyatları ve tedarik zinciri maliyetlerini artırarak enflasyonu tetikledi. Buna karşılık, Biden yönetiminin uyguladığı para politikaları ve merkez bankasının faiz adımları, enflasyonu kontrol altına almada kısmi başarı sağlasa da, seçmenlerin çoğu ekonomik iyileşmeyi henüz hissetmiyor.
Ancak ilginç bir detay var: Trump’a destek veren sadık seçmen kitlesi, %35-38 bandında sabit kalıyor. Bu kitle, genellikle kırsal bölgelerde yaşayan, muhafazakar ve düşük eğitimli seçmenlerden oluşuyor. Fakat bağımsız seçmenlerin %15’lik diliminde Trump lehine bir kayma gözlenmiyor; tam tersine, Biden’a yönelen bağımsız seçmen sayısı artıyor.
Güvenlik ve Dış Politika Boyutu
Trump’ın “en güvenli” dönem vaadi, son dönemdeki silahlı saldırılar ve uluslararası gerilimler nedeniyle sorgulanır hale geldi. Ukrayna-Rusya savaşının uzaması ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, seçmenleri dış politikada daha temkinli bir duruşa yönlendiriyor. Biden yönetiminin NATO’yu güçlendirme ve müttefiklerle işbirliği politikası, Trump’ın “önce Amerika” anlayışına kıyasla daha sağlam bulunuyor.
Uzmanlar, bu seçimin sadece iç politika söylemlerine değil, küresel güç dengelerine de önemli etkileri olacağını belirtiyor. Eğer Trump seçimi kaybederse, ABD’nin Çin’e karşı sert ticaret politikaları ve Avrupa’yla transatlantik bağları yeniden şekillenebilir. Ancak kazanırsa, Trump’ın daha önce imzaladığı uluslararası anlaşmalardan çekilme ihtimali, küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD seçimlerindeki bu eğilim, Türkiye’nin dış politika hesapları açısından kritik. Trump’ın yeniden seçilmesi durumunda, Türkiye’ye yönelik S-400 yaptırımları ve Suriye politikası daha öngörülemez hale gelebilir. Biden’ın kalması ise NATO çerçevesinde daha istikrarlı bir ilişki sunabilir. Ekonomik olarak, küresel yatırımcı güveni ve dolar kurundaki dalgalanmalar, Türkiye’nin dış borç ödemeleri ve enflasyonla mücadelesini doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle, ABD seçim sonucu sadece Amerikan iç siyaseti değil, Türkiye’nin ekonomik ve diplomatik manevra alanı için de belirleyici olacak.