G20 üyesi ülkelerin maliye bakanları ve merkez bankası başkanları, ABD'nin Kuzey Karolina eyaletindeki Asheville kentinde iki günlük bir toplantı için bir araya geldi. ABD'nin dönem başkanlığını yürüttüğü G20'nin bu toplantısına Rusya'nın davet edilmesi, Avrupalı ülkelerin sert eleştirilerine neden oldu. Washington yönetimi, toplantının ana gündem maddesi olarak İran'a yönelik ekonomik baskının artırılmasını ve küresel ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesini öne çıkarıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ve Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell'ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov'un katılacağı açıklandı. Bu gelişme, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya'nın uluslararası platformlarda izole edilmesi yönündeki Avrupa politikasıyla çelişiyor. Özellikle Almanya ve Fransa, Rusya'nın katılımına şiddetle karşı çıkıyor ve bunun Batı'nın birliğini zayıflatacağını savunuyor.
Diplomatik kaynaklara göre, ABD Rusya'yı diyaloğa dahil ederek küresel ekonomik istikrarı sağlamayı hedefliyor. Ancak Avrupalı mevkidaşları, Rusya'nın Ukrayna'daki saldırgan tutumu devam ederken bu tür bir yakınlaşmanın kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Toplantıda ayrıca küresel enflasyon, borç krizi ve gelişmekte olan ülkelerin mali sorunları gibi konuların ele alınması bekleniyor.
ABD yönetimi, G20 toplantısını İran'a yönelik baskıyı artırmak için bir fırsat olarak görüyor. Rusya'nın İran ile yakın ilişkileri ve nükleer müzakerelerdeki rolü nedeniyle Washington, Moskova'nın bu konuda yapıcı bir rol oynamasını umuyor. Ancak Avrupalılar, Rusya'nın İran'a askeri destek verdiği yönündeki iddialar nedeniyle bu iş birliği olasılığına şüpheyle yaklaşıyor.
G20 toplantısının sonuç bildirgesinde, Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline yönelik kınama ifadelerinin yer alıp almayacağı merak konusu. Geçtiğimiz yıl Bali'deki zirvede liderler, Rusya'nın tutumunu kınayan ancak Moskova'nın muhalefeti nedeniyle ortak bir metinde uzlaşamamıştı. Bu kez farklı bir tablonun ortaya çıkması bekleniyor; zira ABD, Avrupalı müttefiklerini ikna etmeye çalışırken, Rusya'nın da diplomatik ataklar yapması bekleniyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
G20 toplantısı, küresel ekonominin en zorlu dönemlerinden birinde gerçekleşiyor. Yüksek enflasyon, artan faiz oranları, enerji krizi ve borç yükü, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Bu ortamda Rusya'nın varlığı, Ukrayna savaşının küresel ekonomik etkilerinin tartışılması açısından da önemli. Avrupalı liderler, Rusya'nın doğal gaz arzını keserek Avrupa'yı enerji kriziyle karşı karşıya bıraktığını hatırlatıyor ve Moskova'nın bu tavrının küresel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor.
Rusya'nın G20'deki varlığı, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırım politikasının etkinliğini de tartışmaya açıyor. Bazı analistler, Rusya'nın uluslararası toplumdan tamamen izole edilmesinin mümkün olmadığını ve diyaloğun sürdürülmesinin gerektiğini savunuyor. Öte yandan, Ukrayna'nın G20'deki temsilcileri ve destekçileri, Rusya'nın katılımını memnuniyetle karşılamıyor ve uluslararası toplumun Rusya'nın saldırganlığına karşı net bir duruş alması gerektiğini belirtiyor.
ABD'nin Rusya'yı davet etme kararı, aynı zamanda küresel güç dengeleri açısından da önemli. Washington, Rusya'yı diyaloğa çekerek Çin'in artan nüfuzuna karşı denge oluşturmak istiyor olabilir. Moskova ile Pekin arasındaki yakınlaşma, Batı için yeni bir tehdit oluştururken, ABD'nin Rusya ile iş birliği arayışı, bu ittifakı zayıflatmayı hedefliyor olabilir. Ancak Avrupa'nın bu yaklaşıma sıcak bakmaması, Batı ittifakında çatlaklara yol açabilecek nitelikte.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin aktif denge politikası açısından değerlendirilebilir. Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta arabulucu rolü üstlenirken, hem Batı hem de Moskova ile diyaloğunu sürdürüyor. ABD'nin Rusya'yı G20'ye davet etmesi, Ankara'nın izlediği çok yönlü dış politikayı dolaylı olarak doğruluyor. Türkiye, Rusya ile enerji ve ticaret alanlarındaki iş birliğini sürdürürken, Batı ile de müttefiklik ilişkilerini koruyor. Bu tür diplomatik hamleler, Türkiye'nin küresel aktörler arasında köprü olma rolünü güçlendirebilir ve bölgesel istikrara katkı sağlayabilir.