ABD'de postayla oy kullanma süreçlerini yakından ilgilendiren yeni federal kurallar, perşembe günü itibarıyla yürürlüğe girdi. Ancak uygulama, eyalet ve yerel seçim yetkilileri arasında karmaşaya neden oldu; bazı eyaletler yeni düzenlemelere uyum sağlamak için zamana karşı yarışırken, diğerleri federal yargıçlardan devreye girmelerini istedi. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde milyonlarca oy pusulasının seçmenlere ulaştırılması beklenirken, ABD Posta Servisi'nin getirdiği yeni kurallar, oyların sayımında gecikmelere ve hatta geçersiz sayılmalara yol açabileceği endişesiyle tartışma yaratıyor.
Yeni kurallar ne getiriyor?
ABD Posta Servisi'nin (USPS) iki yılda bir güncellediği Operasyonel Talimatlar, posta damgası taşımayan veya tarihsiz olarak gelen zarf ve paketlerin işlenme biçimini kökten değiştiriyor. Yeni düzenlemeye göre, yalnızca posta servisi tarafından işleme alınan zarfların üzerine damga vurulacak; bu da seçim yetkililerinin, oy pusulasının postaya verilme tarihini doğrulamasını zorlaştıracak. Pek çok eyalet, oy pusulasının en geç seçim gününe kadar postaya verilmiş olmasını şart koşuyor; ancak yeni kurallar, bu sürecin takibini neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Özellikle Kaliforniya, Pensilvanya, Michigan ve Wisconsin gibi kritik eyaletlerde, seçim yetkilileri yeni düzenlemelerin, postayla gönderilen oyların sayılmasında eyalet yasalarıyla çeliştiğini belirtiyor. Bu eyaletlerin bir kısmı, federal mahkemelere başvurarak yeni kuralların askıya alınmasını talep etti. Perşembe günü Kuzey Dakota'daki bir federal yargıç, sekiz eyaletin itirazını değerlendirerek, kuralların uygulanmasını geçici olarak engelledi. Yargıç, eyaletlerin seçim süreçlerini düzenleme yetkisine müdahale edildiğini ifade etti.
Seçim güvenliği mi, katılım mı?
Bu gelişme, ABD'de postayla oy kullanmanın güvenilirliği konusunda yıllardır süren siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi. Cumhuriyetçilerin önemli bir kısmı, postayla oy kullanmanın hileye açık olduğunu savunurken; Demokratlar, bu yöntemin seçmen katılımını artırdığını ve kısıtlamaların azınlık ve düşük gelirli seçmenleri orantısız biçimde etkilediğini belirtiyor. Eski Başkan Donald Trump'ın 2020 seçimlerinde postayla oy kullanımına yönelik asılsız iddiaları, bu konudaki kutuplaşmayı derinleştirmişti.
Uzmanlar, yeni USPS kurallarının özellikle 5 Kasım'da yapılacak ara seçimlerde postayla oy kullanacak milyonlarca seçmeni etkileyeceğini vurguluyor. Ara seçimler, Kongre'nin tamamının ve eyalet yasama organlarının önemli bir bölümünün yeniden belirleneceği kritik bir oylama olacak. Seçim yetkilileri, artan posta hacmi ve personel eksikliği nedeniyle yeni kuralların uygulanmasının güç olduğunu ifade ediyor. Bazı bölgelerde, seçim gününden sonra ulaşan oy pusulalarının geçersiz sayılması gibi senaryoların yaşanabileceğine dikkat çekiyorlar.
Bölgesel ve ulusal etkiler
Uygulamanın özellikle posta yoluyla oy kullanmanın yaygın olduğu Batı eyaletlerinde büyük etkisi olması bekleniyor. Washington, Oregon ve Colorado gibi eyaletlerde postayla oy kullanma oranı yüzde 90'ın üzerinde. Bu eyaletlerin seçim yetkilileri, yeni kuralların oy verme sürecini karmaşıklaştıracağını ve seçmen güvenini zedeleyeceğini belirtiyor. Öte yandan, postayla oy kullanmanın az olduğu Güney eyaletlerinde ise uygulamanın etkisi sınırlı kalabilir.
Uzmanlar, bu düzenlemenin seçim sonuçlarına doğrudan etki edebileceğini, özellikle dar marjlarla sonuçlanması beklenen eyaletlerde hukuki mücadelelerin yaşanabileceğini öngörüyor. 2020 başkanlık seçimlerinde olduğu gibi, postayla gönderilen oyların geçerliliği konusundaki anlaşmazlıklar, seçim sonuçlarının açıklanmasını haftalarca geciktirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim süreçlerinde yaşanan bu tartışmalar, Türkiye'nin demokrasi algısını doğrudan etkilemekle birlikte, kısa vadede Ankara-Washington ilişkilerinde belirgin bir değişikliğe yol açması beklenmiyor. Ancak, ABD'nin iç siyasi istikrarsızlığı, NATO müttefiki olarak Türkiye ile ilişkilerinde zaman zaman güven bunalımına neden olabiliyor. Seçim güvenliği konusundaki tartışmalar, 2024 ABD başkanlık seçimleri öncesinde de devam edecek gibi görünüyor. Bu durum, küresel anlamda demokratik süreçlere olan güveni sarsabilir ve otoriter rejimlerin eleştirilerine zemin hazırlayabilir. Türk dış politikası açısından, ABD'nin iç siyasi gündemi, iki ülke arasındaki savunma ve ticaret ilişkilerinde belirsizlik unsuru olmaya devam edecektir.