ABD'de perakende satışlar Mart ayında beklenmedik bir şekilde düşüş gösterdi. Bankacılık sektöründe yaşanan çalkantıların tetiklediği resesyon korkuları, tüketicilerin harcamalarını kısmasına yol açtı. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, mevsimsel etkilerden arındırılmış perakende satışlar Şubat'a kıyasla %1,0 azaldı. Ekonomistlerin beklentisi %0,4'lük bir düşüş yönündeydi. Yıllık bazda ise satışlar %1,6 artış gösterdi ancak bu artış enflasyonun altında kaldı. Veriler, ABD ekonomisinin en büyük itici gücü olan tüketici harcamalarının yavaşladığına işaret ediyor.
Bankacılık Krizi Gölgesinde Zayıf Talep
Mart ayındaki düşüş, Silicon Valley Bank (SVB) ve Signature Bank'ın iflaslarının ardından finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmanın tüketici güvenini nasıl sarstığını gözler önüne seriyor. Bankacılık krizinin kredi koşullarını sıkılaştırması, hem bireysel hem de kurumsal tüketicilerin harcama iştahını azalttı. Özellikle otomobil satışlarındaki %1,6'lık gerileme ve benzin istasyonlarındaki %2,3'lük düşüş dikkat çekti. Ancak bu düşüşte benzin fiyatlarındaki mevsimsel gerilemenin de etkisi olduğu belirtiliyor. Gıda ve içecek satışları ise %0,6 artışla tek dirençli kalem oldu. Tüketicilerin temel ihtiyaçlara yönelmesi, ekonomik belirsizlik dönemlerinde tipik bir davranış olarak yorumlanıyor.
Perakende devleri de bu durumdan nasibini aldı. Büyük mağaza zincirlerinin satışları %1,2 azalırken, online perakendecilerin satışları %0,8 geriledi. Restoran ve bar harcamaları ise %0,2 gibi sembolik bir düşüş gösterdi. Uzmanlar, tüketicilerin hizmet harcamalarını henüz tamamen kesmediğini ancak dayanıklı tüketim mallarında belirgin bir frene basıldığını vurguluyor.
Öte yandan, Şubat ayı verileri de aşağı yönlü revize edildi. Başlangıçta %0,4'lük düşüş açıklanan Şubat ayı perakende satışları, revizyonla %0,2'lik bir azalışa işaret etti. Bu revizyon, yılın ilk çeyreğinde tüketici talebinin sanılandan daha zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Çeyrek genelinde ise satışlar bir önceki çeyreğe göre %0,9 arttı ancak bu artış, 2022'nin son çeyreğindeki %2,7'lik büyümenin oldukça altında.
Küresel Yansımalar ve Fed'in Zor Seçimi
ABD'deki perakende satış verileri, küresel piyasalar için de kritik bir gösterge niteliğinde. Dünyanın en büyük ekonomisindeki talep zayıflığı, ihracatçı ülkeler için olumsuz bir sinyal. Çin'den Almanya'ya kadar birçok ülke, ABD tüketicisinin harcamalarına bağımlı durumda. Verinin ardından Asya ve Avrupa borsalarında perakende ve lüks tüketim hisseleri değer kaybetti. Altın fiyatları güvenli liman arayışıyla yükselirken, ABD tahvil faizleri geriledi.
Federal Reserve (Fed) için bu veriler, faiz politikası açısından karmaşık bir tablo çiziyor. Bir yandan enflasyon hâlâ hedefin üzerinde seyrediyor, diğer yandan ekonomik yavaşlama sinyalleri güçleniyor. Fed'in Mayıs ayı toplantısında faiz artırımına gidip gitmeyeceği belirsizliğini koruyor. Piyasalar, Fed'in 25 baz puanlık bir artırım yapabileceğini ancak bunun son artırım olabileceğini fiyatlıyor. Bankacılık krizi nedeniyle kredi koşullarının sıkılaşması, Fed'in işini kolaylaştırabilir çünkü bu durum zaten talebi soğutucu bir etki yaratıyor.
Önümüzdeki aylarda perakende satışların seyri, ABD ekonomisinin resesyona girip girmeyeceği konusunda belirleyici olacak. Ekonomistler, ilk çeyrek GSYH büyümesinin %2 civarında gerçekleşebileceğini ancak ikinci çeyrekte yavaşlama beklendiğini ifade ediyor. Tüketici güven endekslerindeki düşüş ve tasarruf oranlarındaki artış, hane halkının temkinli davrandığını gösteriyor. Bankacılık sektöründeki belirsizlik devam ederse, perakende satışlardaki zayıflık kalıcı hale gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD perakende satışlarındaki düşüş, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. ABD, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarlarından biri. Talepteki zayıflama, Türk ihracatçısının siparişlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca küresel risk iştahındaki azalma, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını yavaşlatabilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Fed'in faiz politikasındaki belirsizlik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın manevra alanını da sınırlıyor. Öte yandan, emtia fiyatlarındaki olası düşüş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını hafifletebilir. Ancak küresel resesyon riski, turizm gelirleri için de tehdit oluşturuyor.