Sivil haklar liderleri, 28 Ağustos 1963'te Martin Luther King Jr.'ın 'Bir Hayalim Var' (I Have a Dream) konuşmasının 60. yıl dönümünde, Washington'da oy verme haklarını savunmak için bir yürüyüş düzenleyeceklerini duyurdu. Ulusal Eylem Ağı'nın (National Action Network) kurucusu Rahip Al Sharpton ve King'in ailesi, Salı günü yaptıkları açıklamada, bu yürüyüşün artan oy kısıtlamalarına ve seçmen baskılarına karşı bir duruş olacağını belirtti. Etkinlik, ABD'de oy hakkı mücadelesinin en sembolik anlarından birinin yıldönümünde gerçekleşecek.
Oy hakkı mücadelesi yeniden alevleniyor
ABD genelinde, özellikle Cumhuriyetçi partinin kontrolündeki eyaletlerde, 2020 seçimlerinin ardından bir dizi oy kısıtlayıcı yasa çıkarıldı. Brennan Adalet Merkezi'ne göre, 2021 yılında en az 17 eyalet 34 oy kısıtlama yasasını yürürlüğe koydu. Bu yasalar arasında posta yoluyla oy kullanmanın zorlaştırılması, kimlik gereksinimlerinin sıkılaştırılması ve erken oy kullanma sürelerinin kısaltılması yer alıyor. Sivil haklar örgütleri, bu düzenlemelerin orantısız şekilde siyahi ve Latin kökenli seçmenleri etkilediğini savunuyor. Sharpton, yaptığı açıklamada 'Bu yürüyüş, King'in mirasını yaşatmak ve her Amerikalının oy hakkını korumak içindir' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Washington yürüyüşü, yalnızca ABD iç siyaseti açısından değil, aynı zamanda küresel demokrasi tartışmaları açısından da önem taşıyor. ABD, uzun süredir demokrasinin öncüsü olarak görülürken, son yıllarda oy hakkı ihlalleri ve seçmen baskıları nedeniyle eleştiriliyor. Freedom House'un 2023 raporunda ABD'nin demokrasi notu düşüş gösterdi. Yürüyüş, Avrupa'dan Asya'ya kadar birçok ülkede demokrasi yanlısı gruplar tarafından yakından izlenecek. Ayrıca, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde bu tür bir sivil itaatsizlik eylemi, seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki oy hakkı tartışmaları, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, kendi seçim sisteminde yıllardır yüksek katılım oranları ve güvenli oy kullanma süreçleriyle öne çıkarken, ABD'deki bu tür kısıtlamalar demokrasi algısını zedeleyebilir. Ankara, özellikle ABD'nin iç siyasetindeki bu çalkantıların, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri doğrudan etkilemese de, küresel demokrasi söylemlerini zayıflattığını düşünüyor. Ayrıca, Türkiye'nin ABD'deki lobi faaliyetleri ve diaspora siyaseti, oy hakkı düzenlemelerinden etkilenebilecek alanlar arasında.