ABD, Suudi Arabistan ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmaların, Riyad'a yönelik füze saldırısının ardından "hızla tırmanabileceği" uyarısında bulundu. Yetkililer, bu saldırının Yemen'deki çatışmaların yeniden başlamasından bu yana Suudi başkentine yönelik ilk füze saldırısı olduğunu belirtti. ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta sonu programını kısa kesmesi, gerilimin bölgesel ölçekte daha geniş bir çatışmaya dönüşebileceği endişelerini artırdı.
Olayın Arka Planı
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında İran destekli Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından bu yana Husilere karşı operasyonlar yürütüyor. Yıllar süren çatışmalar, on binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin ortaya çıkmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler, defalarca ateşkes çağrısı yapmasına rağmen kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Son dönemde taraflar arasındaki gerginlik yeniden tırmandı ve Husiler, Suudi Arabistan'ın iç bölgelerine yönelik saldırılarını artırdı. Riyad'a düzenlenen füze saldırısı, bu tırmanmanın en somut göstergesi oldu.
ABD yönetimi, saldırının ardından bölgedeki müttefiklerine destek mesajı verdi. Ancak Trump'ın hafta sonu planlarını iptal etmesi, Washington'un olası bir geniş çaplı çatışmaya hazırlık yaptığı şeklinde yorumlandı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın bölgedeki "yıkıcı faaliyetlerine" son vermesi gerektiği vurgulandı. Tahran ise suçlamaları reddederek Husilere verdiği desteğin "siyasi ve manevi" olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu'daki bu gerilim, yalnızca Yemen ve Suudi Arabistan'ı değil, tüm Körfez bölgesini ve küresel enerji piyasalarını yakından ilgilendiriyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının kesintiye uğraması, dünya petrol fiyatlarında ani yükselişlere yol açabilir. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin gibi aktörlerin de bölgedeki dengeleri etkileme potansiyeli bulunuyor. ABD'nin askeri varlığını artırması, İran ile doğrudan bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Öte yandan, Husilerin elinde bulunan insansız hava araçları ve balistik füzeler, Suudi hava savunma sistemlerini zorlamaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde bugüne kadar tarafsız bir tutum izleyerek diplomatik çözüm çağrıları yaptı. Ancak Riyad'a yönelik füze saldırıları ve ABD'nin sertleşen açıklamaları, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getiriyor. Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik çıkarları ve enerji güvenliği, olası bir geniş çaplı çatışmadan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca İran ile yürütülen diplomasi trafiği ve Suriye'deki denklem, Ankara'nın manevra alanını sınırlıyor. Türkiye, taraflar arasında arabuluculuk girişimlerini artırarak hem bölgesel barışa katkı sağlayabilir hem de kendi güvenlik çıkarlarını koruyabilir.