Onlarca yıldır ABD, Ortadoğu üzerinde tartışmasız bir hegemonya kurmuştu. Ancak son gelişmeler, bu dönemin sona ermek üzere olduğunu gösteriyor. Irak ve Suriye'den asker çekme kararları, İran ile nükleer anlaşmazlık, Suudi Arabistan ve BAE'nin bağımsız dış politika arayışları, ABD'nin bölgedeki etkisinin azaldığını ortaya koyuyor. Bu boşluk, Rusya, Çin ve bölgesel güçler tarafından doldurulmaya çalışılıyor.
Hegemonyanın Arka Planı ve Çöküşü
İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD, Ortadoğu'da petrol kaynaklarını kontrol etmek ve Sovyetler Birliği'ni çevrelemek için güçlü bir askeri ve siyasi varlık kurdu. 1979 İran Devrimi, 1990 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgali bu hegemonyanın zirve noktalarıydı. Ancak 2011 Arap Baharı sonrası istikrarsızlık, ABD'nin bölgedeki müdahale kapasitesini sınırladı. Barack Obama'nın "Asya'ya yönel" stratejisi, Donald Trump'ın "America First" politikası ve Joe Biden'ın çekilme kararları, bu geri çekilişi hızlandırdı. 2021'de Afganistan'dan çekilme, ABD'nin askeri müdahaleden kaçındığını gösterdi. Son olarak, Suriye'deki asker sayısının azaltılması ve Irak'taki muharip görevin sona ermesi, bölgedeki ABD varlığının sembolik düzeye indiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Dengeler
ABD'nin çekilmesi, bölgesel güçlerin daha agresif politikalar izlemesine yol açıyor. İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'de etkisini artırıyor. Suudi Arabistan ve BAE, İran'a karşı denge kurmak için İsrail ile yakınlaşıyor. Rusya, Suriye'deki askeri üslerini koruyarak Akdeniz'de kalıcı varlık sağladı. Çin ise Kuşak ve Yol Projesi kapsamında ekonomik yatırımlarla bölgeye nüfuz ediyor. Türkiye, son yıllarda daha bağımsız bir dış politika izleyerek bölgesel bir aktör olarak öne çıkıyor. Bu çok kutuplu ortam, hem işbirliği hem de çatışma potansiyelini artırıyor. ABD'nin çekilmesi, bölgede bir güç boşluğu yaratırken, bu boşluğun nasıl doldurulacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, bölgede daha fazla manevra alanı bulabilir ve kendi güvenlik çıkarlarını korumak için askeri operasyonlar düzenleyebilir. Suriye'de PKK/YPG'ye karşı yürütülen mücadelede ABD desteğinin azalması, Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Öte yandan, İran'ın yayılmacı politikaları ve Rusya'nın artan etkisi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu jeopolitik riskleri artırabilir. Ayrıca, ABD'nin çekilmesi NATO içindeki dengeleri de etkileyebilir; Türkiye, Batı ile ilişkilerini yeniden tanımlamak zorunda kalabilir. Ekonomik açıdan, bölgedeki istikrarsızlık enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, bu geçiş döneminde aktif diplomasi izlemesi ve bölgesel aktörlerle işbirliğini güçlendirmesi kritik önem taşıyor.