ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) yayımladığı yıllık rapora göre, ABD ordusunda cinsel saldırı ve taciz vakaları düşüş eğilimini sürdürüyor. Raporda, 2025 mali yılında yaklaşık 20 bin 500 cinsel saldırı vakası kaydedildiği belirtilirken, bu sayının 2023 mali yılındaki 29 bin vakaya kıyasla belirgin bir azalmaya işaret ettiği vurgulandı. Pentagon'un Cinsel Saldırı Önleme ve Müdahale Ofisi (SAPRO) tarafından hazırlanan rapor, ordudaki cinsel istismar ve tacizle mücadelede atılan adımların olumlu sonuçlar verdiğini ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, rakamlardaki düşüşe rağmen bu vakaların hâlâ ciddi bir sorun olmaya devam ettiğine ve ordu içinde 'sessiz kalma' kültürünün tam olarak kırılamadığına dikkat çekiyor.
Raporun Detayları: Rakamlar Ne Söylüyor?
Pentagon'un verilerine göre, 2025 mali yılında (Ekim 2024 - Eylül 2025) orduda gerçekleşen cinsel saldırı sayısı, 2023 mali yılındaki 29 bin seviyesinden yaklaşık yüzde 29 oranında azalarak 20 bin 500'e geriledi. Bu düşüş, son yıllarda uygulanan önleyici programların ve eğitimlerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Raporda ayrıca, cinsel taciz oranlarının da cinsel saldırıdaki düşüşe paralel olarak azaldığı kaydedildi. Ancak uzmanlar, bu rakamların yalnızca raporlanan vakaları yansıttığını, gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor. Zira birçok mağdur, misilleme korkusu veya adalete güvenmemesi nedeniyle yaşadığı olayı yetkililere bildirmiyor.
Rapordaki bir diğer önemli bulgu ise kadın askerlerin erkek meslektaşlarına kıyasla çok daha yüksek oranda cinsel saldırıya maruz kalması. Kadın askerlerin yaklaşık yüzde 4'ünün, erkek askerlerin ise yüzde 0,6'sının cinsel saldırıya uğradığı tahmin ediliyor. Bu oran, ordudaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadın askerlere yönelik risklerin hâlâ ciddi boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca, rapor, cinsel saldırı vakalarının en yaygın olarak rütbeli askerler tarafından, genellikle sosyal ortamlarda veya kışla içinde gerçekleştirildiğine işaret ediyor. Pentagon, bu sorunla mücadele için 2018 yılında başlatılan 'Cinsel Saldırıyı Önleme ve Müdahale Stratejisi' kapsamında eğitim programlarını genişlettiğini ve komuta zincirinde hesap verebilirliği artırdığını aktarıyor.
Küresel Bağlam ve Ordu İçi Reformlar
ABD ordusundaki cinsel saldırı vakalarındaki düşüş, küresel ölçekte askeri kurumlarda yaşanan benzer reform çabalarıyla da örtüşüyor. Son yıllarda NATO ülkeleri, Birleşik Krallık ve diğer müttefikler, ordularında cinsel istismar ve tacizle mücadele için bağımsız denetim mekanizmaları kurdu ve mağdurlara yönelik destek hatlarını güçlendirdi. ABD'de özellikle Kongre'nin 2021'de kabul ettiği yasa ile cinsel saldırı davalarının askeri komutanlar yerine bağımsız savcılara devredilmesi, bu konuda atılmış en önemli adımlardan biri olarak görülüyor. Ancak bu reforma rağmen, Pentagon'un kendi iç raporları, disiplin süreçlerinde hâlâ aksaklıklar olduğunu ve bazı vakaların örtbas edildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, ordu içindeki 'erkek egemen' kültürün değişmesinin zaman aldığını gösteriyor.
ABD'nin bu alandaki çabaları, müttefik ülkeler ve uluslararası kuruluşlar tarafından da yakından izleniyor. Özellikle Birleşmiş Milletler Barış Gücü misyonlarında görev alan askerlerin cinsel istismar vakaları, uluslararası toplumun gündeminde yer alırken, ABD'nin kendi ordusunda aldığı tedbirler, diğer ülkelere de örnek teşkil ediyor. Ancak uzmanlar, rakamların düşmesinin tek başına yeterli olmadığını, önleme çalışmalarının yanı sıra mağdurların adalete erişiminin ve psikolojik destek hizmetlerinin de güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin askeri disiplin ve insan hakları alanındaki reformlarının bir yansıması olarak görülse de, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için de dolaylı mesajlar içeriyor. Türkiye, NATO müttefiki olarak askeri personel eğitimi ve disiplin süreçlerinde benzer standartları benimsemekte; ancak TSK'da cinsel taciz ve istismar vakalarının raporlanması konusunda şeffaflık tartışmaları zaman zaman gündeme geliyor. Bu rapor, ordularda önleyici mekanizmaların ve bağımsız denetimin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin, müttefiklik çerçevesinde bu alandaki en iyi uygulamaları incelemesi ve kendi iç prosedürlerini geliştirmesi, hem uluslararası itibarı hem de askeri personelin hakları açısından faydalı olabilir. Ayrıca, ordu içi disiplin ve etik standartların güçlendirilmesi, Türkiye'nin savunma sanayiinde ve uluslararası iş birliklerinde güvenilirliğini artırabilir.