ABD ordusu, 2003 yılında başlayan ve 20 yılı aşkın süredir devam eden Irak'taki askeri varlığını bu hafta resmen sonlandırıyor. Çekilme kararı, Irak hükümeti ile yapılan müzakereler sonucunda alındı ve ABD'nin bölgedeki stratejik önceliklerini yeniden tanımladığı bir döneme denk geliyor. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin ülkeden ayrılmasının "Irak'ın egemenliği ve istikrarı için kritik" olduğunu belirtmişti. ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise çekilmenin planlı ve koordineli bir şekilde gerçekleştiği vurgulandı.
Çekilmenin arka planı: 2003'ten bugüne
ABD'nin Irak'ı işgali, 20 Mart 2003'te "Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu" iddiasıyla başlatılmıştı. Kısa sürede Saddam Hüseyin rejimi devrildi ancak işgal, ülkeyi yıllar süren bir kaosa sürükledi. 2011'de dönemin ABD Başkanı Barack Obama yönetimi askerlerini çekme kararı almış, ancak 2014'te IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi üzerine ABD yeniden asker konuşlandırmak zorunda kalmıştı. 2017'de IŞİD'in toprak hakimiyeti sona erdirildi ancak ABD güçleri, Irak'taki askeri üslerde ve eğitim misyonlarında kalmaya devam etti. Son yıllarda Irak parlamentosu ve hükümeti, yabancı askerlerin varlığını sorgulamaya başladı. 2020'de ABD'nin İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta düzenlediği suikast, Irak'ta büyük tepki çekmiş ve çekilme taleplerini güçlendirmişti.
ABD ile Irak arasında yürütülen müzakereler sonucunda, koalisyon güçlerinin kademeli olarak çekilmesi kararlaştırıldı. Çekilme süreci, askeri ekipmanın taşınması, üslerin Irak güvenlik güçlerine devredilmesi ve eğitim misyonlarının sonlandırılmasını kapsıyor. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, Irak güvenlik güçlerinin artık kendi başlarına operasyon yürütebilecek kapasiteye ulaştığını savunuyor. Ancak bazı uzmanlar, IŞİD'in hala aktif olduğu bölgelerde güvenlik boşluğu oluşabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini önemli ölçüde etkileyecek. İran, Irak'ta uzun süredir siyasi ve askeri nüfuzunu artırıyor. ABD askerlerinin ayrılması, Tahran'ın Bağdat üzerindeki etkisini daha da pekiştirebilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, Irak'taki İran etkisinden endişe duyuyor. ABD'nin çekilmesi, bu ülkelerin güvenlik algılarını yeniden şekillendirebilir. Rusya ve Çin de Irak'ta ekonomik ve stratejik olarak daha fazla yer edinmeye çalışıyor. Çin, Irak'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve ülkedeki altyapı projelerine yatırım yapıyor. ABD'nin askeri varlığının sona ermesi, bu rekabette yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
NATO ve Batılı müttefikler açısından ise çekilme, ittifakın Orta Doğu'daki rolünü sorgulatıyor. ABD'nin "Önce Asya" stratejisi doğrultusunda askeri kaynaklarını Pasifik'e kaydırması, Avrupa ve Orta Doğu'da güvenlik mimarisini etkiliyor. Irak'taki çekilme, ABD'nin küresel askeri taahhütlerini gözden geçirdiği bir dönemde sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin Irak politikası ve bölgesel güvenlik stratejisi açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı operasyonlar düzenliyor ve Bağdat ile ilişkilerini denge politikası üzerinden yürütüyor. ABD askerlerinin ayrılması, Irak merkezi hükümetinin ve İran yanlısı grupların sahada daha etkin olmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki askeri faaliyetlerini ve enerji işbirliğini etkileyebilir. Ayrıca, Irak'ta oluşabilecek güvenlik boşluğu, DEAŞ gibi örgütlerin yeniden güç kazanmasına zemin hazırlarsa, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından riskler artabilir. Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi istikrarını desteklerken, İran'ın artan nüfuzunu dengelemek için Körfez ülkeleri ve ABD ile işbirliğini sürdürebilir.