GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Ekonomi

ABD'nin küresel üstünlüğü azalıyor: 250. yaşında daha kırılgan

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
ABD'nin küresel üstünlüğü azalıyor: 250. yaşında daha kırılgan
📊
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: Batı Liberal Ekonomi Medyası
📊 Batı Liberal Ekonomi Medyası
Çeviri Kaynağı
The Economist — Bu haber, The Economist'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Birleşik Devletler, 2026 yılında 250. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken, yeni ampirik araştırmalar dünyanın en güçlü ekonomisi ve askeri gücünün küresel hakimiyetinin giderek aşındığını ortaya koyuyor. The Economist dergisinin 17 uluslararası veri setini analiz eden kapsamlı bir çalışmasına göre, ABD’nin toplam gayri safi yurtiçi hasıla, teknolojik inovasyon, askeri harcamalar ve yumuşak güç gibi kilit alanlardaki göreli üstünlüğü, 2000 yılından bu yana belirgin şekilde geriledi. Örneğin, ABD'nin küresel GSYİH içindeki payı 2000'de %30'dan 2023'te %25'e düşerken, Çin'in payı %4'ten %18'e yükseldi. Benzer şekilde, ABD'nin dünya askeri harcamalarındaki payı %36'dan %38'e yükselse de, bu artış büyük ölçüde enflasyondan kaynaklanıyor ve Çin'in harcamalarındaki katlanarak büyüyen artış karşısında nispi bir düşüşe işaret ediyor.

Gelişmenin Arka Planı: Yeni Dengeler ve Veriler

Araştırma, 2023 yılı itibarıyla ABD'nin dünya genelinde 800'den fazla askeri üsse sahip olduğunu ve bu sayının Çin'in sahip olduğu 20'den az sayıya kıyasla hâlâ ezici bir üstünlük sağladığını gösteriyor. Ancak, ABD'nin uzun süredir sahibi olduğu teknoloji patentleri alanındaki liderliği daralıyor: 2000'de ABD, küresel patent başvurularının %30'unu oluştururken, bu oran 2020'de %20'ye geriledi. Aynı dönemde Çin'in payı %1'den %25'e yükseldi. Küresel marka değeri sıralamalarında ABD hâlâ ilk sırada yer alsa da, Çinli firmaların yükselişi dikkat çekiyor: 2000'de sadece 1 Çinli marka küresel ilk yüze girerken, 2023'te bu sayı 15'e çıktı. Öte yandan, ABD dolarının rezerv para birimi olarak hakimiyeti de sorgulanıyor: 2000'de merkez bankalarının rezervlerinin %71'i dolar iken, bu oran 2023'te %59'a düştü.

Sosyo-ekonomik göstergeler de ABD'nin iç sorunlarını yansıtıyor. Yaşam beklentisi 1990'da 9., 2020'de 30. sıraya gerilerken, siyasi kutuplaşma ve silahlı şiddet olayları OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyede. The Economist'in oluşturduğu 'göreli güç endeksi'ne göre, ABD hâlâ Çin, Almanya ve Japonya'nın toplamından daha güçlü ancak boşluk hızla kapanıyor. Endekste 2000'de ABD 100 puan alırken, bu 2022'de 85 puana geriledi; Çin ise 15 puandan 70 puana yükseldi.

Bölgesel ve Küresel Boyut: Çok Kutuplu Dünyanın Yükselişi

ABD'nin nispi güç kaybı, diğer bölgesel güçlerin yükselişiyle el ele gidiyor. Asya'da Çin'in ekonomik ve askeri modernizasyonu yanında Hindistan da dikkat çekiyor: 2050'de dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olması beklenen Hindistan'ın küresel GSYİH payı 2000'de %1,5 iken 2023'te %3,5'e çıktı. Avrupa Birliği, toplam ekonomik büyüklük olarak ABD'yi hâlâ geride bıraksa da (23 trilyon dolara karşı 25 trilyon dolar), teknoloji ve savunma alanında giderek daha bağımlı hale geliyor. Orta Doğu'da ise, ABD'nin enerji bağımsızlığı kazanmasıyla bölgeye olan stratejik ilgisi azalsa da, İran ve Çin'in nüfuzu artıyor. Rusya'nın Ukrayna savaşındaki direnişi, Batı'nın yaptırımlarına rağmen askeri gücünün hâlâ küresel bir tehdit olduğunu gösteriyor.

Bu dönüşüm, ABD'nin 250. yılında yeni bir dış politika stratejisi geliştirmesini zorunlu kılıyor. Washington, geleneksel müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirirken, Çin ve Rusya gibi rakiplerle rekabeti yönetmek zorunda. Özellikle Pasifik'teki askeri varlığını artırma ve 'Hint-Pasifik' konseptiyle bölgesel ittifaklar kurma çabaları, gücünü koruma çabasının bir yansıması. Ancak uzmanlar, artan borç yükü (34 trilyon dolar) ve siyasi kutuplaşma gibi iç zaafların ABD'nin elini zayıflattığını vurguluyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

ABD'nin göreli güç kaybı, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Çok kutuplu dünyada Ankara, tarihsel olarak Batı ile özdeşleşmiş ancak son yıllarda Rusya, Çin ve bölgesel aktörlerle çeşitlendirilmiş bir dış politika izliyor. ABD'nin daha az dominant olması, Türkiye'nin manevra alanını genişletebilir: Örneğin, savunma sanayide yerli üretim ve ihracat artışı, S-400 krizi gibi konularda ABD baskısını hafifletebilir. Ancak aynı zamanda, ABD'nin bölgeden çekilmesi durumunda oluşacak güç boşluğu, terörle mücadele ve enerji güvenliği gibi konularda Türkiye'nin üzerindeki yükü artırabilir. Ekonomik olarak, doların rezerv para statüsünün zayıflaması, Türkiye'nin dolarizasyonla mücadelesinde olumlu bir faktör olsa da, küresel ticarette yeni dengelere uyum sağlamayı gerektiriyor. Sonuç olarak, ABD'nin mutlak gücünün azalması, Türkiye'nin çok yönlü diplomatik stratejisini daha da değerli kılıyor.

Etiketler:
abdküresel güçekonomidış politikaçok kutuplu dünya

İlgili Haberler

📰
Ekonomi

Dünya Kupası ABD'yi Anlamıyor: Futbolun Yeni Rotası

7 dk önce

Trump Çinli Şirketleri Kovuyor, Teknolojilerini Saklıyor
Ekonomi

Trump Çinli Şirketleri Kovuyor, Teknolojilerini Saklıyor

7 dk önce

📰
Ekonomi

Küresel Finansal Kriz Bir Başlangıç: Yapay Zeka Çağında Toplumsal Dönüşüm Daha Sancılı Olacak

12 dk önce

Çin, kural tanımayan denizaşırı yatırımlara sıkı takip
Ekonomi

Çin, kural tanımayan denizaşırı yatırımlara sıkı takip

12 dk önce